AÖF ADALET ÖNLİSANS BÖLÜMÜ
AOF ADALET BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNİN BULUŞMA NOKTASI OLAN FORUMUZA HOSGELDİNİZ...FORUMUZDA NEDEN ADALET OKUMALIYIM,MEZUNİYETİMDEN SONRA NERELERDE ÇALIŞABİLİRİM,ADALET ÖĞRENCİLERİNİN DERSLERİ İLE İLGİLİ DÖKÜMANLAR VE DAHA BİRCOK SEYİ BULABİLİRSİNİZ...UMARIM İŞİNİZE YARAYACAK BİLGİLERİ BULABİLİRSİNİZ...

UNUTMAYINIZ Kİ FORUMUMUZDAN DAHA AYRINTILI BİR ŞEKİLDE YARARLARNMAK İÇİN ÜYE OLMANIZ GEREKMEKTEDİR!...


Anadolu Üniversitesi, Adalet Önlisans Bölümü Öğrencilerinin Toplanma Noktası...
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arkadaslar forumumuzda yer almasını istediğiniz bölümler ve size göre eksiklikler yanlıslıklar v.b. varsa bana " murat09 " özel mesaj atarasnız isteklerinizi yerine getirmeye calısacağım...
Arkadaslar www.aofadalet.tr.gg adında bir sitemizi daha açtık.Benim ve arkadaşlarımızın internet üzerinden yaptıkları radyo yayınını dinleyebilir,o anda online olan arkadaslarımızla sohbet ederek eğlenceli vakitler gecebilirsiniz.

Paylaş | 
 

 Anayasa hukuku 2. notlar...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
murat_admin@



Mesaj Sayısı : 46
Puan : 134
Tesekkür Puanı : 3
Kayıt tarihi : 16/09/10

MesajKonu: Anayasa hukuku 2. notlar...    Perş. Eyl. 16, 2010 8:20 pm

ÜNİTE 1- TÜRKİYE’DE ANAYASAL GELİŞMELERE GENEL BAKIŞ VE 1961
ANAYASASININ TEMEL NİTELİKLERİ


I-OSMANLI İMPARATORLUĞU DÖNEMİ ve ANAYASAL GELİŞMELER
Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet yönetimi sistemi mutlak monarşiydi. Bütün devlet yetkileri padişahta toplanmıştı. Padişaha devlet yönetiminde yardımcı organlar (sadrazam, divan gibi) yetkilerini sadece padişahtan alıyorlardı. Osmanlı imparatorluğunda anayasal gelişmeler:

1- Sened-i İttifak (1808) : Osmanlı İmparatorluğu’nda anayasal gelişmenin ilk adımı olarak 1808 tarihli Sened-i İttifak gösterilir. İmparatorluk bu belge ile ilk defa tebaasına karşı kendini sınırlamıştır. Sened-i İttifak anayasal gelişme bakımından önemli bir belge olmasına karşılık hükümlerinin uygulanmasını sağlayacak bir mekanizma getirmemiştir.

2- Tanzimat Fermanı (1839) : Bu fermanda devletin bütün uyrukları için can ve mal güvenliği vaat edilmiş, vergi ve askerlik işlerinin düzene bağlanacağı söylenmiştir.

3- Islahat Fermanı (1856) : 1839 Tanzimat Fermanında belirtilen vaatler doğrulanmış ve din farkı gözetilmeksizin bütün devlet uyruklarının eşit işlem görmesi ilkesi kabul edilmiştir.

Bu üç anayasal gelişmenin ortak özelliği hukuk devletinin gelişimine büyük katkı sağlamalarına karşın getirdikleri ilkelerin etkinliğini sağlayacak hukuki mekanizmalar kurmamış olmalarıdır.

4- Kanuni Esasi (1876) : İlk Osmanlı anayasasıdır. Genç Osmanlıların etkisiyle ilan edilmiştir. Bu anayasa ile “Meclis-i Umumi” adını alan bir parlamento kurulmuştur. Bu parlamento Heyet-i Ayan (bütün üyeleri padişah tarafından atanan) ve Heyet-i Mebusan (halk tarafından iki dereceli seçimle seçilen) adı verilen iki meclisten oluşmaktaydı.
Anayasa, parlamentonun yetkilerini hayli dar tutmuştur. Bir parlamento üyesinin kanun teklif edebilmesi için öncelikle padişahtan yetki alması gerekiyordu. Padişah Heyet-i Mebusan’ı istediği zaman feshedebilmekteydi. 1876 Anayasası batı örneklerine uygun bir meşruti monarşi kuramamıştır.
II. Abdülhamit 1878 yılında meclisi dağıtmış ve ülkeyi tekrar mutlakıyetle yönetmeye başlamıştır. Fakat II. Abdülhamit’in mutlakıyeti Genç Türkler adı verilen bir muhalefet hareketi oluşturmuştur. 1908 yılında Rumeli’deki askeri birliklerin isyana başlamasıyla Anayasa yeniden yürürlüğe girmiştir. Meşrutiyete karşı olan grupların başlattığı 31 Mart Vakası adı verilen gerici ayaklanma bastırıldıktan sonra 1909 yılında Anayasa değişikliklere uğramıştır

5- 1909 Değişiklikleri : Padişahın meclisi feshetme yetkisi, Ayan Meclisinin onayı ve 3 ay içinde yeni seçim yapılması şartına bağlandı. Kanun teklif edebilmek için padişahın iznini alma zorunluluğu kaldırıldı. Meclislerce kabul edilen bir kanunun, padişahça 2 ay içinde onaylanması ya da bir kere daha görüşülmek üzere Meclislere geri gönderilmesi hükmü getirildi. Geri gönderme halinde bu metnin kanunlaşabilmesi için Meclislerin 2/3 çoğunluğu gerekli idi. Bakanlar Kurulunun yani yürütmenin, meclise karşı sorumlu olduğu belirtildi. Bütün bu hükümler 1876 Anayasasını demokratik bir meşruti monarşi haline getirmiş oldu. Bu rejim Birinci Dünya Savaşının yenilgi ile sonuçlanması ile son buldu.






II-MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ

A)1. TBMM DÖNEMİ
23 Nisan 1920 tarihinde TBMM açılmıştır. Bu meclis olağanüstü yetkilere sahip kurucu bir meclisti. Bir devlet başkanlığı makamı yaratılmamıştı. Meclis 1921 yılında Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nu kabul etmiştir.

1- 1921 Teşkilat-i Esasiye : Bu kanun kabul edildiği sırada 1876 Anayasası resmen ilga edilmemişti. Sadece 24 maddelik kısa bir metin olarak kaleme alınmıştır.
Özellikleri :
Milli egemenlik ilkesini getirmiştir.
İl ve nahiyelerde halk idaresi yani yerinden yönetim ilkesini kabul etmiştir.
Yasama ve yürütme güçlerini TBMM bünyesinde toplamıştır.
 Kurmuş olduğu hükümet sistemi Meclis Hükümeti sistemidir. Meclis hükümeti sisteminde yasama ve yürütme organları yasamada toplanmıştır. Bakanların meclis tarafından seçilmesi, meclisin bakanları her zaman değiştirebilmesi, onlara yön verebilmesi buna karşılık Bakanlar Kurulunun meclisi feshetme yetkisinin bulunmaması, devlet başkanlığı makamının kurulmamış olması bu sistemin en önemli kanıtlarıdır. Hükümet sistemlerine kısaca değinmek gerekirse;


Kuvvetler Birliği Kuvvetler Ayrılığı
Yasama ve yürütme Yasama ve yürütme

Yürütme organında Yasama organında Birbirinden kesin Yumuşak ve
toplanmıştır. toplanmıştır. ayrılmıştır. dengeli olarak
ayrılmıştır.

* Mutlak monarşi *Meclis Hükümeti *Başkanlık *Parlamenter sistem
* Diktatörlük

Birinci TBMM’de bugünkü anlamda siyasal parti grupları kurulmamıştır. TBMM, 30 Ekim ve 1-2 Kasım 1922 tarihli iki kararıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun sona erdiğini ve padişahlığın 16 Mart 1920 tarihinden itibaren kalktığını ilan etmiştir.
Birinci TBMM Nisan 1923’de yeni seçimler yapılmak üzere dağılma kararı verdi.

B) 2. TBMM DÖNEMİ
Bu dönemde Cumhuriyet ilan edilmiş ve 1924 Anayasası kabul edilmiştir.

1- Cumhuriyetin İlanı : Cumhuriyet 29 Ekim 1923 tarihli anayasa değişikliği ile ilan edilmiştir. Bu değişiklik meclis hükümeti sisteminden parlamenter sisteme doğru bir geçiş başlatmıştır. Bakanların tek tek meclis tarafından seçilmesi yöntemi bırakılmıştır. Bakanları artık başbakan seçmekte ve cumhurbaşkanın onayına sunmaktadır. Cumhurbaşkanı TBMM Genel kurulu tarafından kendi üyeleri arasından seçilir.


2-1924 Anayasası : 20 Nisan 1924’de kabul edilerek 23 Nisan 1924’de yayınlanmıştır.

a-Özellikleri:
Hükümet sistemi bakımından meclis hükümeti sistemi ile parlamenter sistem arasında karma bir sistem kurmuştur.
Meclis hükümeti sistemini andıran yönleri : Türk milletini TBMM temsil eder ve egemenlik hakkını yalnız o kullanır. Meclis, hükümeti her zaman denetleyebileceği ve düşürebileceği halde meclisin hükümeti feshetme yetkisi yoktur.
Parlamenter sistemi andıran yönleri : Meclis yasama yetkisini kendisi kullandığı halde yürütme yetkisini ancak Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu eliyle kullanır. Hükümetin kurulması sisteminde parlamenter sisteme uygun model seçilmiştir. Bakanların başbakanca seçilmesi, cumhurbaşkanının onayına sunulması, daha sonra kurulan hükümetin meclise sunulması bunun göstergesidir. Hükümetin kolektif sorumluluğu ilkesi kabul edilmiştir.
Sert bir anayasadır. Çünkü değiştirilmesi diğer kanunlara göre daha zordur ve devlet şeklinin cumhuriyet olduğu ifadesinin değiştirilemeyeceği hükmünü taşır. Anayasa değişiklik teklifi için Meclis üye tam sayısının 1/3’nin imzası ve 2/3’nün oyu gerekiyordu. Kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyecek bağımsız bir mahkeme kurulmadığı için anayasanın sertliği tam anlamda uygulanamamıştır.
Laiklik ilkesini, getirmiştir. “ Türkiye devletinin dini din-i islamdır” ifadesi 1928 değişikliğiyle kaldırılmış 1937 değişikliği ile de laiklik ilkesi kabul edilmiştir.
Hürriyetler konusunda tabii hak anlayışını kabul etmiştir. Fakat hürriyetleri geniş ve ayrıntılı şekilde düzenlememiştir.

b-Uygulanması :
1924 Anayasası iki kısa çok partili hayat denemesi (1925’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve 1930’da Serbest Fırka) bir yana bırakılırsa 1946 yılına kadar tek parti ile yönetilmiş, 1946’dan 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine kadar çok partili bir rejim içerisinde uygulanmıştır.
Çoğunlukçu demokrasi anlayışını kabul etmiştir. Buna göre çoğunluk her zaman kamu iyiliğine yönelir. Çoğunlukçu demokrasi anlayışına göre aritmetik çoğunluk her zaman haklıdır, azınlıkların fikri önemli değildir. Çoğulcu demokrasi ise çoğunluğun yönetimi ilkesine dayanır fakat bunu azınlığın haklarıyla bağdaştırır. 1924 Anayasası “ Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ve Türk milletini ancak TBMM temsil eder ve egemenlik hakkını yalnız o kullanır.” demekle çoğunlukçu demokrasi anlayışını kabul ettiğini göstermiştir.

III- MİLLİ BİRLİK KOMİTESİ VE GEÇİCİ ANAYASA DÖNEMİ
17 Mayıs 1960 müdahalesi ile iktidara geçen Milli Birlik Komitesi geçici bir anayasa düzeni kurmuştur. Buna göre, MBK, TBMM’nin yetkilerine sahiptir. Komite yasama ve yürütme yetkisini bünyesinde toplamıştır. Yürütme yetkisini kendi seçtiği bakanlar eliyle kullanacaktır. Bakanları Devlet Başkanı tayin etmektedir. Ayrıca anayasayı hazırlamakla görevli bir kurucu meclis kurulmuştur. Kurucu meclis; Milli Birlik Komitesi ve temsilciler meclisi olmak üzere iki meclisten oluşuyordu. Temsilciler meclisinin bir bölümü bir çeşit iki dereceli seçimle gelen üyelerden, siyasi partilerin kendi seçtikleri temsilcilerden, çeşitli kuruluşların ( yargı, barolar, üniversiteler, basın, eğitim gibi ) temsilcilerinden seçilmiş, diğer bölümü devlet başkanı ve MBK tarafından seçilmiştir. Kurucu meclis, Anayasayı, seçim kanunlarını yapma yanında TBMM’nin diğer yetkilerine de sahipti.

IV- 1961 ANAYASASININ TEMEL NİTELİKLERİ

A)ÇOĞUNLUKÇU DEMOKRASİ ANLAYIŞINDAN ÇOĞULCU DEMOKRASİ ANLAYIŞINA GEÇİŞ

1-Anayasanın Üstünlüğü : Anayasanın üstünlüğünün gerçek güvencesini sağlamıştır. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Millet egemenliğini anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organlar eliyle kullanır.” ( 1924 Anayasasında egemenliği tek başına TBMM temsil ediyordu.) 1924 Anayasasından farklı olarak kanunların anayasaya aykırı olamayacağını söylemekle yetinmemiş, kanunların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimi sistemini benimseyerek anayasa üstünlüğünün gerçek güvencesini sağlamıştır. Yargısal denetimi sağlamak amacıyla Anayasa Mahkemesini kurmuştur.

2-Kuvvetler Ayrılığı – Devlet İktidarının Paylaşılması : Kuvvetler ayrılığı devletin yasama, yürütme, yargı iktidarlarının farklı devlet organlarına verilmiş olmasını ifade eder.1961 Anayasası kuvvetlerin yumuşak ayrılığını benimsemiştir. Yasama yetkisi millet meclisi ve cumhuriyet senatosu olarak iki meclis arasında bölüşülmüştür. Yürütme kuvveti de sorumsuz devlet başkanı ile sorumlu bakanlar kurulu arasında bölüşülmüştür. Yargı bağımsızlığını bütün güvenceleri ile gerçekleştirmiştir. Yürütme ve idarenin görev alanı içinde yer almakla birlikte “özerk” statüye sahip kamu kuruluşları yaratmıştır. Bunlar üniversiteler ve Radyo ve TV idaresidir.

3-Çoğulcu devlet yapısının geliştirilmesi : 1961 Anayasası çoğulcu devlet yapısının geliştirilmesine yönelik çeşitli düzenlemeler getirmiştir. Bunlar :
Siyasal partiler demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsuru olarak kabul edilmiştir.
Çalışanlara sendika kurma, grev, toplu sözleşme hakları verilmiştir.
Önceden izin almaksızın herkesin dernek kurabileceği kabul edilmiştir.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının organlarının kendi üyeleri arasından seçileceği hükmü getirilmiştir.

4-Temel hakların genişletilmesi ve güçlendirilmesi :
 1924 Anayasasından farklı olarak temel hak ve hürriyetler ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.
Hürriyetlerin sınırlandırılmasına sınır getirilmiştir : Temel hak ve hürriyetler ancak kanunla sınırlanabilir. Sınırlamalar anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olmak zorundadır. Kamu yararı, genel ahlak, kamu düzeni, sosyal adalet ve milli güvenlik gibi sebeplerle de olsa bir hakkın ve hürriyetin özüne dokunulamaz.
Kanunların anayasaya uygunluğunun denetim yolunun açılması kişi hak ve hürriyetlerinin daha güvenceli hale gelmesini sağlamıştır.

B) SOSYAL DEVLET
Sosyal devlet; sosyal barış ve adaleti sağlamak amacıyla devletin sosyal ve ekonomik hayata müdahalesini gerekli gören devlet anlayışıdır.

V- 1961 ANAYASASININ UYGULANMASI
1961 Anayasası geçerli oyların yaklaşık % 61.7 sinin “evet” oyu ile kabul edilmiştir. Toplumun büyük çoğunluğunun oydaşmasına dayanan bir toplum sözleşmesi oluşturamamıştır. Bu olumsuz oyların nedeni şunlardır: DP taraftarları 27 Mayıs hareketini, partilerine karşı haksız müdahale olarak görmüşlerdir. Anayasa yapımı sürecinde DP kitlesi dışlanmıştır. 1960’lı yıllarda DP’nin siyasi mirasçısı olan Adalet Partisinin üstün gücü devam etmiştir.
1961 Anayasası 1971-1973 döneminde iki defa değişikliğe uğramıştır. Bu değişiklikleri 3 başlık altında toplayabiliriz :
Yürütmenin Güçlendirilmesi : Bakanlar kuruluna KHK çıkarma yetkisi verilmiştir. Üniversitelerin özerkliği sınırlandırılmış, TRT’nin özerkliği kaldırılmıştır.
Yargı Denetimine Getirilen Sınırlamalar : Anayasa mahkemesinin anayasa değişikliklerini sadece şekil yönünden denetlemesi, Anayasa Mahkemesine dava açacakların sınırlandırılması, Askeri Yüksek İdare ve Devlet Güvenlik Mahkemesinin kurulması yargı denetimine getirilen sınırlamaların başlıcalarıdır
Temel Haklara Getirilen Sınırlamalar : Bütün hürriyetler için geçerli genel bir sınırlama getirilmiştir. Devlet memurlarının sendika kurma hakkı ellerinden alınmıştır.
Bu değişiklikler dahi tartışmalara son vermemiştir. Yürütmenin başlıca sorumlusu olarak 1961 Anayasası görülmüştür.





ÜNİTE- 2 MİLLİ GÜVENLİK KONSEYİ REJİMİ VE 1982 ANAYASASININ
BAŞLICA ÖZELLİKLERİ

I- MİLLİ GÜVENLİK KONSEYİ REJİMİ
12 Eylül 1980 ihtilaliyle TBMM’ye ait olan görev ve yetkiler Milli Güvenlik Konseyi’ne geçmiştir. Milli Güvenlik Konseyi kurucu bir iktidardır. Anayasada TBMM’ne ait olduğu belirtilen görev ve yetkiler MGK’ne ve Cumhurbaşkanı’na ait olan görev ve yetkiler MGK başkanına aittir hükmü getirilmiştir. MGK’nce kabul edilerek yayımlanan bildiri veya kanunların anayasaya aykırılığı iddiası ileri sürülemez. Anayasayı hazırlamak için MGK ve Danışma Meclisinden oluşan kurucu meclis kurulmuştur. Kurucu meclisin görevleri şunlardır :
- Yeni anayasayı hazırlamak
- Siyasi Partiler Kanununu hazırlamak
- Seçim Kanununu hazırlamak
- TBMM göreve başlayıncaya kadar yasama görevlerini yerine getirmek
Danışma meclisi MGK tarafından doğrudan veya dolaylı olarak seçilen 160 üyeden seçilir. Danışma meclisine seçilebilmek için herhangi bir siyasal partinin üyesi olmamak şarttır. Danışma meclisi kanunları ve anayasayı hazırlar; MGK hazırlanan metni aynen veya değiştirerek kabul eder.

II- 1961 VE 1982 ANAYASALARININ YAPIM SÜREÇLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

A) BENZERLİKLER
Her iki anayasa da askeri müdahaleler sonucu oluşmuştur.
Her iki anayasa da bir kanadı asker diğer kanadı sivillerden oluşan kurucu meclisler tarafından hazırlanmıştır.
 Kurucu meclislerin sivil kanadı seçimle oluşmamıştır.
Anayasa halk oyuna sunularak kesinleşmiştir.
Sivil kanadın bakanlar kurulunun kurulması ve değiştirilmesine ilişkin yetkileri yoktu.

B) FARKLAR
1961 Anayasasının Temsilciler Meclisi daha temsili nitelik taşır. Danışma Meclisi üyelerinin tümü MGK tarafından atanmış olmasına karşın; Temsilciler meclisinin üçte biri dolaylı seçimle üyelik almış, bir kısmı ise koaptasyon (çeşitli meslek kuruluşlarının kendi temsilcilerini belirleme) yoluyla oluşmuştur. Danışma Meclisi tümüyle partisiz bir meclistir. Temsilciler meclisinde ise Demokrat Parti dışındaki partiler etkili olmuştur. Bu farklılıklar Danışma Meclisinin Temsilciler Meclisine oranla, sosyal kompozisyon bakımından çok daha fazla bürokrasi ağırlıklı bir kuruluş olması sonucunu doğurmuştur.
Temsilciler Meclisi Danışma Meclisine oranla daha geniş yetkili bir kuruluştur. Danışma meclisi bir danışma, “ön çalışma” organıdır.
1961 sisteminde halkoyuna sunulan anayasa tasarısının kabul edilmemesi halinde ne yapılacağı açıkça belirtilmiştir. 1982 sisteminde ise bu durumda ne yapılacağı belli değildir.
1961 halkoylamasında siyasi partiler kamuoyu oluşturmakta aktif bir rol oynadıkları halde 1982 halkoylamasında böyle bir rolleri olmamıştır.
1961 halkoylamasının aksine 1982 halkoylamasında Anayasanın kabulü Cumhurbaşkanının seçimiyle birleştirilmiştir.

1982 Anayasası 7 Kasım 1982 günü halkoyuna sunulmuş % 91.3 evet oyuyla kabul edilmiştir. 6 Aralık 1983’de yeni seçilen meclisin göreve başlamasıyla MGK ve Danışma meclisinin görevi sona ermiştir.

III- 1982 ANAYASASININ ÖZELLİKLERİ


A) 1982 Anayasası 1961 Anayasasına Oranla Daha Kazuistik Bir Yöntemle Hazırlanmıştır.
Kazuistik yöntem aşırı düzenleyici bir yöntemdir. Bu yöntemde Anayasa daha çok madde ve ek madde, ayrıntılı ve uzun madde metinlerinden oluşmaktadır. 1961 Anayasası 157 madde ve 11 geçici maddeden oluşmasına karşılık 1982 Anayasası 177 madde ve 16 geçici maddeden oluşmaktadır. Kazuistik yöntemin sakıncası anayasanın sosyal gelişmelerin gerisinde kalması tehlikesiyle karşılaşılmasıdır. Aşırı düzenleyici anayasa istikrarsız bir siyasal ortama yol açabilir. Çerçeve anayasa, genel ilkeleri düzenleyen ve bunların uygulanma biçimlerini kanunlara bırakan anayasadır.


B) 1982 Anayasası 1961 Anayasasından Daha Katı Niteliktedir.
Katı Anayasa, değiştirilmesi normal kanunlardan daha güç şartlara bağlanmış olan anayasadır.
1982 Anayasasında değiştirilemeyecek hükümlerin kapsamı genişletilmiştir.
Anayasa değişikliği sürecine onay safhası eklenmiştir. Cumhurbaşkanı, onaylamadığı Anayasa değişikliğini halk oyuna sunma yetkisine sahip kılınmıştır.
Geçici 9. maddeye göre ilk genel seçimler sonucu toplanacak TBMM divanı kurulduktan sonra 6 yıllık süre için yapılacak anayasa değişikliklerini Cumhurbaşkanı TBMM’ye gönderebilir. Bu taktirde TBMM’nin gönderilen Anayasa değişikliği hakkındaki kanunu aynen kabul edip cumhurbaşkanına gönderebilmesi üye tam sayısının dörtte üç çoğunluğunun oyu ile mümkündür.
MGK döneminde çıkarılan kanunların anayasaya aykırılığının ileri sürülemeyeceği kabul edilmiştir. Fakat bu hüküm 2001 Anayasa değişikliği ile kaldırılmıştır.


C) 1982 Anayasası Bir Geçiş Dönemi Öngörmüştür.
Halkoylaması tarihindeki MGK başkanı Cumhurbaşkanı sıfatını kazanarak, 7 yıllık dönem için, Anayasa ile Cumhurbaşkanına tanınan görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır.
 TBMM toplanıp göreve başladıktan sonra MGK, 6 yıllık süre için Cumhurbaşkanlığı Konseyi haline dönüşür.
Altı yıllık bir süre için Cumhurbaşkanının anayasa değişiklikleri üzerindeki denetim yetkisi daha geniş tutulmuştur.
12 Eylül öncesi siyasi partilerin bazı yöneticileri ve parlamenterleri hakkında 5 ve 10 yıllık olmak üzere iki çeşit siyasi faaliyet yasağı getirilmiş, ancak bunlar 6 Eylül 1987 tarihli halkoylamasıyla kaldırılmıştır.



D) 1982 Anayasası Otorite-Hürriyet Dengesinde Otoritenin Ağırlığını Arttırmıştır.



E) 1982 Anayasası Devlet Yapısı İçinde Yürütme Organını Özellikle Cumhurbaşkanlığını Güçlendirmiştir.






F) 1982 Anayasası Siyasi Karar Alma Mekanizmalarındaki Tıkanıklıkları Giderici Hükümler Getirmiştir.

 Cumhurbaşkanına TBMM seçimlerini yenileme yetkisi verilmiştir.
 Cumhurbaşkanının seçiminde tıkanıklık olması durumunda meclis seçimlerinin yenileneceği hükmü getirilmiştir. Buna göre Cumhurbaşkanı seçiminde ilk iki oylamada 2/3’lük çoğunluk sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir. Bu oylamada salt çoğunluk sağlanamadığı takdirde üçüncü oylamada en çok oy almış bulunan iki aday arasında dördüncü oylama yapılır, bu oylamada da salt çoğunluk sağlanamazsa meclis seçimleri yenilenir. 1961 Anayasasında ise Cumhurbaşkanı seçimi için ilk iki oylamada 2/3 çoğunluk aranmakta, bu çoğunluk sağlanamazsa ondan sonraki bütün oylamalarda salt çoğunluk gerekmekteydi.
Meclis Başkanlığı seçimi kolaylaştırılmıştır. 1961 Anayasasındaki salt çoğunluk sisteminden vazgeçilmiş, ilk iki oylamada 2/3, üçüncü oylamada salt çoğunluk yine çoğunluk sağlanamazsa üçüncü oylamada en çok oy almış iki aday arasında dördüncü oylama yapılır ve an fazla oy alan üye seçilmiş olur.
Anayasa mahkemesine yasama organı tarafından üye seçilmesi usulüne son verilmiştir.
1961 anayasasında Meclisin toplantı yeter sayısı salt çoğunluk, karar yeter sayısı ise toplantıya katılanların salt çoğunluğu idi. 1982 Anayasasına göre meclis üye tam sayısının üçe biri ile toplanır ve salt çoğunluk ile karar verir. Ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tam sayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamz.
 Siyasi parti gruplarının kurulması zorlaştırılmıştır. 1961 Anayasasına göre siyasal parti grupları en az 10 üyeden oluşabileceği halde 1982 Anayasasına göre en az 20 üyeden oluşur.
İki meclis sisteminden vazgeçilmiş ve Cumhuriyet Senatosu kaldırılmıştır.
Parlamenter sisteme işlerlik kazandırıcı, tıkanmaları önleyici kurallara “rasyonelleştirilmiş parlamentarizm” denir.1982 Anayasası da bu yönde eğilim göstermiştir.

G) 1982 Anayasası Daha Az Katılmacı Bir Demokrasi Modelini Benimsemiştir. Katılmacı demokrasi; halkın siyasete oy verme dışında da aktif ve sürekli şekilde katılması anlamına gelir.
Saf Milli İrade: Halk tarafından seçilen yasama organının ve onun içinden çıkan hükümetin, genel oyla seçilmeyen bazı kurum ve kuruluşlarca sınırlandırılamamasıdır.
Depolitizasyon: Halkın bazı yöntemler kullanılıp siyasetten uzaklaştırılmasıdır.



















ÜNİTE 3 : DEVLETİN TEMEL NİTELİKLERİ - I

I- CUMHURİYETÇİLİK
Devlet şekli olarak Cumhuriyet; egemenliğin belli bir zümreye değil, tüm topluma ait olmasını ifade eder. Hükümet şekli olarak Cumhuriyet ise başta devlet başkanı olmak üzere devletin başlıca seçim organlarının seçimle kurulmuş olmasıdır. Cumhuriyet ile monarşi arasındaki temel fark cumhuriyetin “vatandaşlık” monarşinin “uyrukluk” kavramlarına dayanmasıdır. Ayrıca Cumhuriyette eşitlik ilkesi kabul edilmiştir.

II- BAŞLANGIÇ İLKELERİ;TOPLUMUN HUZURU, MİLLİ DAYANIŞMA VE ADALET
Başlangıç ilkeleri; anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirtir.1982 Anayasasında yer alan ilkeler:
12 Eylül 1980 harekatının meşruluğu
****** ilke ve inkılaplarına bağlılık
****** milliyetçiliği, medeniyetçiliği
Çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi
 Milli egemenlik
Anayasanın ve hukukun üstünlüğü
Hürriyetçi demokrasi
Kuvvetler ayrılığı
Laiklik
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu

Başlangıç kısımları Anayasa metinlerine dahil sayılmıştır. Başlangıçtaki ilkelerden ancak aydınlatıcı nitelikte destek ölçü norm olarak yararlanılmalıdır.

III- ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNE BAĞLILIK
Milliyetçilik ilkesi Anayasa hukukumuza 1924 anayasasında 1937 yılında yapılan değişikle girmiştir. Bu ilke 1961 Anayasasında “milli devlet” deyimi ile ifade edilmiş 1982 anayasasında ise “****** milliyetçiliğine bağlı” deyimi kullanılmıştır. ****** milliyetçiliği subjektif millet anlayışını (kader, kıvanç, tasa ortaklığına, birlikte yaşama olgusuna dayanan) benimsemiştir. Anayasada yer alan Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür, resmi dil Türkçe’dir hükümleri devletin milli niteliğinin sonuçlarıdır.

IV- LAİKLİK
Laikliğin, din hürriyeti ve din ve devlet işlerinin ayrılığı olarak iki cephesi vardır.
Din hürriyeti ibadet ve vicdan hürriyetinden oluşmaktadır. Vicdan hürriyeti sınırsız iken, ibadet hürriyetine kamu düzeni, kamu güvenliği ve kamu menfaatlerini korumak amacıyla sınırlamalar getirilebilir.

Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması ise şu unsurları içerir:

Resmi bir devlet dininin olmaması
Devletin bütün dinlerin mensuplarına eşit davranması
Din kurumları ile devlet kurumlarının ayrılmış olması
Devlet yönetiminin din kurallarından etkilenmemesi : Devlet işlemleri din kurallarına uygun olmak zorunda değildir (asgari anlam). Devlet yönetiminde din kurallarından esinlenilmemelidir (azami anlam).




V- DEMOKRATİK DEVLET
1982 Anayasası hürriyetçi demokrasi anlayışını kabul etmiştir. Hürriyetçi demokrasinin temel unsurları; siyasal sistemdeki temel siyasal karar organlarının genel oya dayanan serbest seçimlerle oluşması, iktidar yarışmasında siyasal partilerin eşit şekilde yarışması ve vatandaşların temel hak ve hürriyetlerinin güvence altına alınmış olmasıdır.

A) MİLLİ EGEMENLİK VE DEMOKRATİK DEVLET
1921, 1924, 1961 ve 1982 Anayasalarında “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” kuralı vardır. Bu kural demokratik devlet ile özdeşleşmiştir.
B) SERBEST SEÇİMLER
Anayasaya göre vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme, bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma haklarına sahiptir. Seçimler ve halk oylaması, serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır:
1- Genel Oy: Servet, vergi, öğrenim durumu, cinsiyet gibi sınırlamalar olmaksızın tüm vatandaşların oy hakkına sahip olmasıdır. 1934 yılında kadınlara tanınan genel oy hakkı ile birlikte Türkiye’de genel oy sisteminin varlığını kabul edebiliriz. Oy hakkına yaş, kısıtlılık, özellik gösteren bazı görevlerde bulunma gibi sebeplerle sınırlama getirilmesi genel oy ilkesini zedelemez. Oy hakkına sahip olabilmek için 1982 Anayasasının ilk şeklinde 21 yaşın doldurulması gerekiyordu. Yaş sınırı 1987 yılında 20 yaşa, 1995 yılında 18 yaşın doldurulmasına inmiştir. Ayrıca 1995 değişikliği ile yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının oy hakkı kabul edilmiştir.
2- Eşit Oy: Her seçmenin tek oya sahip olmasıdır.
3- Serbest Seçim : Hiçbir baskı ve zorlama olmadan oy kullanabilme ve oy vermenin mecburiyet haline getirilmemesidir. Fakat 1982 Anayasası oy vermeyi zorunluluk haline getirmiştir.
4- Tek Dereceli Seçim : Seçmenlerin temsilcilerini doğrudan doğruya seçmesidir. İki dereceli seçimde ise seçmenler, ilkin ikinci seçmen adı verilen bir grup seçmeni seçerler; temsilciler de daha sonra bu ikinci seçmenler tarafından seçilir. 1946 seçimleri tek dereceli sisteme göre yapılan ilk seçimlerdir.
5- Oyun Gizliliği : 1950 yılında kabul edilmiştir. Oy gizli olarak verilir.
6- Açık Sayım ve Döküm : Seçmenin iradesinin değiştirilmemesinin garantisidir. 1950 yılında kabul edilmiştir.
7- Seçimlerin Yargı Organlarının Yönetim ve Denetiminde Yapılması : Seçimlerin serbestliğini ve dürüstlüğünü sağlamak için kabul edilmiştir. 1961 ve 1982 Anayasalarında kabul edilen bu ilke için görevli makam Yüksek Seçim Kuruludur. YSK’nın kararları kesindir. YSK, yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından üye tam sayılarının salt çoğunluğu ile seçilir.

C) ÇOK PARTİLİ SİYASİ HAYAT
Vatandaşlar usulüne göre siyasi parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma haklarına sahiptir. 1982 Anayasasının ilk şeklinde parti üyesi olmak için 21 yaşın doldurulmuş olması gerekiyordu. Bu yaş sınırı 1995 değişikliği ile 18 yaşın doldurulmuş olmasına indirilmiştir. Siyasi partiler önceden izin almaksızın kurulurlar ve faaliyetlerini serbestçe yürütürler. Fakat bu serbestliğe amaçları yönünden ve ayrıca örgütlenme ve çalışmalarına ilişkin sınırlamalar getirilmiştir.
1- Amaçlarına İlişkin Yasaklar : 1961 ve 1982 Anayasaları militan demokrasi (mücadeleci demokrasi) anlayışını benimsemiştir. Mücadeleci demokrasi, amacı özgürlükçü demokrasiyi ortadan kaldırmak olan akımlara, meşru siyasal faaliyet alanını kapatan demokrasi anlayışıdır. Siyasal parti faaliyetleri bakımından şu sınırlamalar getirilmiştir.
Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğü : Siyasi partiler devletin tekliğinin korunması, azınlık yaratılmasının önlenmesi, bölgecilik ve ırkçılık yasağı ve eşitlik ilkesinin korunması ilkelerine göre amaçlarını belirleyeceklerdir. Tüzük, program ve faaliyetlerinde Türkçe’den başka dil kullanamazlar.
Cumhuriyet İlkesi : Monarşiyi savunan partiler yasaklanmıştır.
Demokratik Devlet Düzeni : Totaliter ve diktacı partiler yasaklanmıştır.
Laiklik : Siyasi partiler devletin düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandırma, laikliği kaldırma ve halifeliğin yeniden kurulması amaçlarını güdemezler.
Sınıf ve Zümre Diktatörlüğünün Yasaklanması: sınıf egemenliği ülke içindeki üstün gücün bir sınıfın elinde toplanması ve bütün diğer sınıfların egemenliğin kullanılmasından dışlanmasıdır.

2-Örgütlenme ve Çalışmalarına İlişkin Yasaklar :
Hakimler ve savcılar, yüksek yargı organlarının mensupları, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri, işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, silahlı kuvvetler mensupları, yüksek öğretim öncesi öğrenciler siyasi partilere üye olamaz.
Parti faaliyetleri demokrasi ilkesine uygun olur.
Siyasal partiler, ticari faaliyetlere girişemezler.
Anayasa Mahkemesi’nin mali denetimine tabidirler.
 Temelli kapatılan bir parti başka ad altında kurulamaz.
Bir siyasi partinin kapatılmasına beyan ve faaliyetleri ile sebep olan üyeleri 5 yıl süreyle başka bir partinin üyesi olamazlar.
Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alan siyasi partiler temelli kapatılırlar.
Kapatılmış siyasi partilerin isimleri, amblemleri, daha önce kurulmuş Türk devletlerine ait bayrak amblem ve flamalar siyasi partilerce kullanılamaz.
Siyasi partiler 12 Eylül 1980 harekatına ve MGK’nun karar ve icraatına karşı herhangi bir tutum içinde bulunamazlar.

3-Siyasi Partilerin Kapatılması : Siyasi Partilerin kapatılması ile ilgili davalar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılır, Anayasa Mahkemesince karara bağlanır. Cumhuriyet Başsavcısı kapatma davasını ya re’sen, ya da Bakanlar Kurulu kararı üzerine Adalet Bakanının istemiyle veyahut da diğer bir siyasi partinin istemde bulunması hallerinde açar. Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet Bakanının istemiyle veya siyasal partinin istemde bulunması hallerinde, yeterli delil bulunmadığı kanısına varırsa dava açmaz. Bunun üzerine Adalet bakanının veya siyasal partinin Siyasi Partilerle İlgili Yasakları İnceleme Kuruluna yazı ile itirazda bulunma hakkı vardır. Kurul itirazı 30 gün içinde inceler.
Bir siyasi partinin kapatılmasına ancak Anayasa’da yazılı fiillerin işlendiği bir odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespit edilmesi halinde karar verilir. 2001 yılında yapılan değişiklik ile odak haline gelme tanımlanmıştır: Bir siyasi parti, bu nitelikteki fiiller o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya TBMM’deki grup genel kurulu veya yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır. Aynı maddede yine 2001’de yapılan değişiklikle kapatma cezası yerine dava konusu fiillerin ağırlığına göre ilgili siyasi partinin devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verilebileceği kabul edilmiştir. 2001’de getirilen bir diğer değişiklikle siyasi partilerin kapatılması için Anayasa Mahkemesinin 3/5 çoğunluğunun oyu şart koşulmuştur.

4-Siyasi Partilere Devlet Yardımı : 1961 Anayasa’sında 1971 yılında yapılan değişiklik ile siyasi partilere devletin mali yardım yapacağı düzenlenmiştir. Siyasi Partiler Kanunu’nda milletvekili genel seçiminde %10’luk genel barajı aşan partiler ile bu barajı aşmamış olmamakla beraber geçerli oyların %7’sinden fazlasını almış bulunan partilere yardım yapılacağı kabul edilmiştir. 1995 tyarihinde gerçekleştirilen değişiklikle, siyasi partilere devlet yardımı konusunda şu hüküm kabul edilmiştir: “Siyasi partilere, Devlet, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının ve bağışların tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir.”

ÜNİTE 4 : DEVLETİN TEMEL NİTELİKLERİ – II


I- İNSAN HAKLARINA SAYGILI DEVLET

A)1982 ANAYASA’SININ TEMEL HAKLAR KONUSUNDAKİ YAKLAŞIMI
1982 Anayasası 1961 Anayasasına oranla daha az hürriyetçi bir anayasadır. 1961 anayasası insan haklarına dayalı deyimini kullanırken 1982 anayasası insan haklarına saygılı deyimini kullanmıştır. 1982 Anayasası hem devlete karşı ileri sürülebilecek temel hak ve hürriyetler anlayışına hem de sosyal devletin “hürleştirme” anlayışına yer vermiştir.


B) TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN SINIRLANMASI
Sınırlama ancak kanunla yapılabilir.
Sınırlama ancak anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olmak zorundadır.
2001 değişikliği ile temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasında genel sınırlandırma sebepleri kaldırılmıştır. Buna göre temel hak ve hürriyetler yalnızca anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir.
Sınırlama ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Bu ilke de 2001 değişikliği ile getirilmiştir. Ölçülülük ilkesi sınırlamada başvurulan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye uygun olmasını ifade eder.
Sınırlamalar hakkın özüne dokunamaz : Bir hakkın özü onun vazgeçilmez unsuru, dokunulduğu takdirde söz konusu hürriyeti anlamsız kılacak olan asli çekirdektir.
Sınırlama demokratik toplum düzeninin, (2001 Değişikliği ile) laik cumhuriyetin gereklerine aykırı olamaz.


C) TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN KÖTÜYE KULLANILAMAMASI
Bununla ilgili olan 14. madde 2001 yılında değişikliğe uğramıştır. Buna göre anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı, insan haklarına dayanan demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.


D) TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN DURDURULMASI
Savaş, Seferberlik, Sıkıyönetim ve Olağanüstü hallerde temel hak ve hürriyetler kısmen veya tamamen durdurulabilir.Bu kısmen ya da tamamen durdurma;
Durumun gerektirdiği ölçüde uygulanabilir.
Milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilemez.
Savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler ve ölüm cezaları dışında kişinin yaşam hakkına maddi ve manevi bütünlüğüne dokunulamaz. Kimse din ve düşüncesini açıklamaya zorlanamaz. Suç ve cezalar geçmişe yürütülemez. Suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
Olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan KHK’lerin anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine dava açılamaz. Bu, yukarıda saydığımız güvenceleri etkisiz hale getirmektedir.






II-HUKUK DEVLETİ
Hukuk devleti; vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulundukları devletin eylem ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu devlettir. Hukuk devletinin karşıtı olarak 17. ve 18. yy’lardaki polis devletinden söz edilir.
Hukuk devletinin unsurları :

A) YÜRÜTME İŞLEMLERİNİN YARGISAL DENETİMİ
Yürütme işlemlerinin yargısal denetiminde iki sistem vardır. Birincisinde denetim genel yargı organlarına bırakılmış ayrı bir organ kurulmamıştır. Bu sisteme adli idare veya yargı birliği sistemi denir. Anglo-Sakson ülkelerinde uygulanır. İkincisinde ise denetim idare mahkemelerine bırakılır. Bu sisteme idari yargı sistemi denir. Fransa’da doğmuştur. Türkiye’de ve diğer Kara Avrupası ülkelerinde uygulanmaktadır. Türkiye’de idari yargının en üstünde Danıştay bulunur. Diğer idari yargı organları idare mahkemeleri, vergi mahkemeleri ve bölge idare mahkemeleridir.
İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Bu kurala 1982 Anayasasında iki istisna getirilmiştir. Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ve Yüksek Askeri Şura kararları.
İdari yargı hukuka uygunluk denetimi yapar, yerindelik denetimi yapamaz.
1982 anayasasında yürütmenin durdurulması kavramına yer verilmiştir. İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.

B) YASAMA İŞLEMLERİNİN YARGISAL DENETİMİ
Kanunların anayasaya uygunluğunu sağlamak amacıyla Anayasa Mahkemesine görev verilmiştir.

C) YARGI BAĞIMSIZLIĞI
Yargı yasama ve yürütme organları karşısında tam bir bağımsızlığa sahip olmalıdır.

D) KANUNİ HAKİM GÜVENCESİ
Uyuşmazlığı yargılayacak olan mahkemenin o uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olmasıdır. Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka mahkeme önüne çıkarılamaz.

E) CEZA SORUMLULUĞUNUN İLKELERİ
Kimse işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz.
Ceza ve güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.
Suçluluğu hükmen sabit sayılıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
Savaş, çok yakın savaş tehdidi ve terör suçları dışında ölüm cezası verilemez. (2001 değişikliği)
Hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirmemesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz (2001 değ.)

F) HUKUKUN GENEL İLKELERİNE BAĞLILIK
Hukukun bilinen ve tüm uygar ülkelerin benimseyip uyduğu ilkelerdir. İyi niyet ahde vefa, kazanılmış haklara saygı, kanunların geriye yürümezliği, kesin hükme saygı gibi.







III- SOSYAL DEVLET
Jandarma Devlet : Devletin görevleri, devleti dışa karşı savunma ve yurt içinde düzeni sağlamaktır. Devlet sosyal ve ekonomik hayata müdahale etmez.
Sosyalist Devlet : Üretim araçlarının üzerinde özel mülkiyeti kaldıran serbest rekabeti reddeden devlettir.
Sosyal Devlet : Vatandaşlarına insan haysiyetine yaraşır, asgari bir hayat düzeyi gerçekleştirmekle yükümlü, bunun için de sosyal ve ekonomik hayata müdahale eden devlettir.
Sosyal devletin hürriyet anlayışı klasik liberal devletin negatif statü hakkı anlayışından farklıdır. Negatif statü hakları, bireye devlet karşısında özerk bir alan tanıyan ve devlete o alana müdahale etmeme yükümlülüğünü yükleyen bir hak türüdür. Sosyal devlet hürleştirme kavramına yer verir.
1982 anayasası devletin ekonomik hayata müdahalesinin ölçüsü ile ilgili genel bir maddeye yer vermemiş, buna ilişkin hükümleri anayasanın çeşitli maddelerine serpiştirmiştir. Sosyal Devletin hukuki yöntemleri:

A) HERKESE İNSAN HAYSİYETİNE YAKIŞIR ASGARİ BİR HAYAT DÜZEYİ SAĞLAMAYA YÖNELİK TEDBİRLER
Ücret, sosyal güvenlik önlemleri, konut, asgari kültürel ihtiyaçların karşılanması gibi tedbirler alınmalıdır.

B) VERGİ ADALETİ
Çağdaş sosyal devlette gelir ve servet eşitsizliklerini azaltmada en önemli rolü vergi politikası oynamaktadır.Herkesten mali gücüne göre artan oranda vergi alınması gerekir.

C) KAMULAŞTIRMA VE DEVLETLEŞTİRME
Kamulaştırma; özel mülkiyetteki taşınmaz malın kamu yararı gerekçesiyle sahibinin isteğine bakılmaksızın bedeli nakden ve peşin ödenerek kamu mülkiyetine geçirilmesidir.
Devletleştirme; kamu hizmeti niteliğini taşıyan özel teşebbüslerin kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde devletin tasarruf alanına sokulmasıdır.

D) PLANLAMA
Toplumun ekonomik kaynaklarının bilimsel ve akılcı biçimde kullanılmasını sağlar. 1961 anayasasında Devlet Planlama Teşkilatı yer alırken 1982 anayasasında yer almamıştır. Fakat bu kurum varlığını sürdürmektedir. 1961 anayasası sosyal önceliklere ağırlık verirken 1982 anayasası ekonomik nitelikteki amaçlara ağırlık vermiştir.

E) SOSYAL HAKLAR
Sosyal eşitsizlikleri azaltmaya, sosyal adaleti sağlamaya, zayıfları korumaya yönelik haklardır. Grev ve lokavt, sendika kurma hakkı devletin olumsuz edimini gerektiren negatif statülü haklardır. Eğitim, sağlık, konut gibi haklar ise olumlu edim gerektiren pozitif statülü haklardır.


IV- EŞİTLİK
Anayasanın 10. maddesinde yer almıştır. Herkes dil, din, ırk ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Şekli hukuki eşitlik; kanunların genel ve soyut olması yani herkese eşit olarak uygulanmasıdır.
Maddi hukuki eşitlik; aynı durumda olanların aynı hak ve ödevlere sahip olmasıdır.





ÜNİTE 5 - KURUCU İKTİDAR VE ANAYASAYI DEĞİŞTİRME SORUNU

I- ASLİ KURUCU İKTİDAR – TALİ KURUCU İKTİDAR

Kurucu İktidar : Bir devletin anayasasını yapma ve değiştirme iktidarına kurucu iktidar denir.
Asli Kurucu İktidar : İhtilal, hükümet darbesi, bağımsızlığın kazanılması gibi kesintiler nedeniyle hukuk boşluğunun olduğu durumlarda ortaya çıkar. Kendisini bağlayan pozitif hukuk normu yoktur. Sınırsız, hukuk dışıdır. Sadece sosyolojik faktörlerle sınırlıdır. 1921, 1961, 1982 Anayasaları asli kurucu iktidardır.
Tali Kurucu İktidar : Anayasanın anayasada belirlenmiş usullere uyularak değiştirilmesidir. Hukuki bir fonksiyondur. 1987, 1995, 2001 değişiklikleri gibi.
Kurulmuş İktidar : Anayasada belirlenmiş sınırlar içerisinde devletin hukuki yetkilerini kullanma iktidarıdır.
Sert Anayasa Sistemi : Anayasa hükümlerinin adi kanun hükümlerinin kabulü veya değiştirilmesindeki kural ve usullerden ayrı olarak ve güçleştirici bazı kural ve usuller çerçevesinde kabul edilmesi veya değiştirilmesi sistemidir.
Mutlak Yumuşaklık : Anayasa hükümlerinin adi kanun hükümlerinin tabi olduğu kural ve usullerle kabul edilmesi veya değiştirilmesidir.
Mutlak Sertlik : Anayasa hükümlerinin hiçbir biçimde değiştirilmemesidir.

II- TÜRK ANAYASALARINDA ANAYASAYI DEĞİŞTİRME SORUNU
1876 anayasası sert bir anayasadır. Teklif Heyet-i Mebusan ve Heyet-i Ayan üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile kabul edildikten sonra padişahın onayıyla kesinleşiyordu.
1921 anayasası yumuşak bir anayasadır. Anayasanın değiştirilmesinde farklı bir çoğunluk aramamıştır.
1924 anayasası sert bir anayasadır. Anayasa değişikliği için meclis üye tam sayısının 1/3 teklif + 2/3 kabul oyu aranmıştır. Devlet şeklinin cumhuriyet olduğu hükmünün değiştirilemeyeceği kabul edilmiştir.
1961 anayasası sert bir anayasadır. Anayasa değişikliği için meclis üye tam sayısının 1/3 teklif + 2/3 kabul oyu aranmıştır. Devlet şeklinin cumhuriyet olduğu hükmünün değiştirilemeyeceği kabul edilmiştir. Anayasanın değiştirilmesi hakkındaki teklifler ivedilikle görüşülemez.
1982 anayasası sert bir anayasadır. Anayasa değişikliği için diğer anayasalarda olmayan onay safhası eklenmiştir. Değiştirilemeyecek hüküm sayısı arttırılmıştır.
* Osmanlı- Türk Anayasa tarihinin tek yumuşak anayasası 1921 Anayasasıdır.

III-1982 ANAYASASI AÇISINDAN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
1982 Anayasasının ilk şeklinde Anayasa değişikliğinin kabulü için aranan oran meclis üye tamsayısının 3/2 idi. 1987 yılında yapılan değişiklikle kabul için 3/5 ve 2/3 olmak üzere iki farklı oran kabul edilmiştir.
1982 Anayasasının diğer anayasalardan farkı onay safhasının getirilmiş olması ve cumhurbaşkanına Anayasa değişikliklerini diğer kanunlarda olduğu gibi bir kere daha görüşülmek üzere TBMM’ne geri göndermek ve meclis bunu aynen kabul ettiği taktirde halkoyuna sunmak yetkisine sahip olmasıdır.
Anayasa değişikliği meclis genel kurulunda 2 defa görüşülür. İkinci görüşmeye birinci görüşmenin bitiminden 48 saat geçmeden başlanamaz. İkinci görüşmede sadece maddeler üzerinde verilmiş değişiklik önergeleri konuşulur.
Cumhurbaşkanının Anayasa değişikliklerini halk oyuna sunması onun tek başına yapabileceği işlemlerdendir. Halkoylaması ilgili değişiklik kanununun Resmi Gazetede yayımını izleyen 120 günden sonraki ilk Pazar günü yapılır. Halk oyuna sunma işlemleri Yüksek Seçim Kurulunun yönetimindeki seçim kurullarınca yürütülür.
TBMM; Anayasa değişikliğine ilişkin kanunların kabulü sırasında, bu kanunun halk oyuna sunulması halinde, değiştirilen hükümlerin hangilerinin ayrı ayrı oylanacağını karara bağlar. (1987 değ.) Anayasa değişikliğine ilişkin kanunun tümü halk oyuna sunulabileceği gibi bazı maddeleri de sunulabilir. (1987 değ.)
Halk oyuna sunulan anayasa değişikliklerinin yürürlüğe girmesi için gerekli oy yarıdan bir fazladır.



III- ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİNİN DENETİMİ
Anayasa değişikliklerinin anayasaya uygunluğunun denetimi sadece şekil bakımından yapılır. Şekil yönünden denetim; teklif ve oylama çoğunluğuna, ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığını kapsar.
Denetim cumhurbaşkanı veya meclis üye tam sayısının 1/5 i tarafından istenir.
Anayasa değişikliğinin yayımlandığı tarihten itibaren 10 gün geçtikten sonra şekil eksikliğine dayalı iptal davası açılamaz.
Anayasa değişikliğinin iptaline karar verilebilmesi için 3/5 oy çokluğu aranır. (2001 değ. Daha önce 2/3 oy çokluğu aranıyordu.)
Halk oylamasının usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı konusundaki denetim yetkisi ise Yüksek Seçim Kurulu’na aittir.





































ÜNİTE : 6 KUVVETLER AYRILIĞI

I- KUVVETLER AYRILIĞI VE FONKSİYONLAR AYRILIĞI
Kuvvetler ayrılığı teorisi “Montesquieu” ile özdeşleşmiştir. 1791 Fransız Anayasası millet iktidarları “delegasyon” yoluyla kullanabilir demiştir.
Bugün kuvvetler ayrılığı ile kastedilen fonksiyonlar ayrılığıdır. Fonksiyonlar ayrılığı, devlet iktidarının çeşitli fonksiyonlarının aralarında işbirliği olan değişik organlarca yerine getirilmesidir. Devletin fonksiyonları, yasama yürütme ve yargıdır.

II- DEVLETİN FONKSİYONLARININ MADDİ BAKIMDAN TASNİFİ
Maddi kriteri savunan düşünür Diguittir. Maddi kriter; devletin hukuki fonksiyonlarının tasnifini, bu fonksiyonların ifasında başvurulan işlemlerin hukuki niteliğine dayandırır. (kural işlem- sübjektif işlem- yargı işlemi)
Yasamanın görevi objektif ve kişisel olmayan işlemler yapmaktır. Bu nedenle yasama işlemi genel ve soyuttur.
Yürütme fonksiyonu ile devlet sübjektif hukuki durum doğuracak bir irade açıklamasında bulunur. İdari işlem bireysel ve somuttur.
Yargı fonksiyonuyla ihlal ve uyuşmazlık halinde bir hukuk kuralının kapsamını belirtir ve buna uyulmasını sağlayacak tedbirleri alır.

III- DEVLETİN FONKSİYONLARININ ŞEKLİ VE ORGANİK BAKIMDAN TASNİFİ
Savunucusu Malberg’dir. Devletin fonksiyonları hukuki işlemi yapan organa ve yapılış şekline göre tasnif edilir. Eğer bu işlemi yasama organı yapıyorsa içeriği ne olursa olsun kanundur.
Yasama ve yürütme fonksiyonu arasındaki fark hiyerarşik farktır. Kanun üstündür ve idare kanuna tabidir.

IV- TÜRKİYE’DE 1924 VE 1961 ANAYASALARINDA KUVVETLER (FONKSİYONLAR) AYRILIĞI
1924 ve 1961 Anayasalarının yasama ve yürütme yetkilerini bölüştürme şekilleri arasında hiçbir fark yoktur:
Her iki anayasada da yürütme yetkisi cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından kullanılmaktadır.
Her iki anayasa da yasama işlemine yürütme işlemlerinden daha üstün bir hukuki güç tanımıştır.
Her iki anayasa da yargı fonksiyonunu diğer iki fonksiyondan mutlak şekilde ayırmıştır.
1971 yılında Bakanlar Kuruluna KHK çıkarma yetkisi verilmesi önemli bir gelişmedir. Bu yenilik 1924-1961 sistemlerinin kanuncu niteliğinden önemli bir sapmadır.

V- 1982 ANAYASASINDA KUVVETLER (FONKSİYONLAR) AYRILIĞI
1961 Anayasasında yürütme sadece görev olarak ifade edilirken; 1982 Anayasasında yetki ve görev olarak ifade edilmiştir. Yürütme organının 1982 Anayasasında yetkili olmasının göstergeleri şunlardır :
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğini düzenleyen cumhurbaşkanlığı kararnamesi
Sıkıyönetim ve olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri
Cumhurbaşkanının TBMM’yi toplantıya çağırması, kanunları yayımlamak, anayasa mahkemesinde iptal davası açması, anayasada belirtilen yüksek hakimleri seçmesi…
Bütün sayılan bu işlemlerde yürütme yasamadan yetki almadan, yetkiyi doğrudan anayasadan alarak işlem yapmaktadır.





ÜNİTE : 7 YASAMA FONKSİYONU VE YASAMA İŞLEMLERİ

I- YASAMA FONKSİYONU

A) YASAMA FONKSİYONUNUN NİTELİĞİ
1924, 1961, 1982 Anayasalarında kanun deyiminden maddi anlamda mı şekli anlamda mı kanundan bahsedildiği belirsizdir. Fakat genellikle şekli kanun anlayışı benimsenmiştir. Buna göre kanun, yasama organı tarafından kanun adı altında ve belirli yasama usullerine uyularak yapılan her türlü işlemdir.

B) YASAMA YETKİSİNİN GENELLİĞİ VE İLKELLİĞİ (ASLİLİĞİ)
Anayasaya aykırı olmamak şartıyla her konu kanunla düzenlenebilir. Yasama yetkisinin genelliği aynı zamanda, yasama organının bir konuyu dilediği ölçüde ayrıntılı olarak düzenleyebileceği anlamına da gelir. Yasama organının bir konuyu doğrudan doğruya, yani araya herhangi bir işlem girmeksizin düzenleyebilmesine yasama yetkisinin ilkelliği denir.

C) YASAMA YETKİSİNİN DEVREDİLMEZLİĞİ
Yasama yetkisi TBMM’ye aittir ve bu yetki devredilemez. Bu ilkenin istisnası KHK’dır. KHK ile mevcut kanun hükümleri değiştirilebilir ve kaldırılabilir. Olağanüstü hal ve sıkıyönetim KHK ‘lerinde ise yetki devri söz konusu değildir. Çünkü bu durumda yürütmenin düzenleme yetkisi doğrudan doğruya anayasadan kaynaklanmakta ve bir kanunla yetkilendirmeye gerek bulunmamaktadır.

II- YASAMA İŞLEMLERİ

A)KANUN
Türk Hukuk sisteminde şekli kanun anlayışı kabul edilmiştir. Yasama yetkisi genel ve sınırsızdır. Fakat yasamanın her işlemi yapması söz konusu değildir. Yargı işlemi kanunla yapılamaz. Yürütmenin kanunları uygulayacağı işlemler kanunla düzenlenemez. Belli bir kişiye kanunla yükümlülük getirilemez veya belli bir kişi kanunla yükümlülüklerinden kurtulamaz.


B) ÖZEL NİTELİKLİ KANUNLAR

1- Bütçe Kanunu
Bütçe kanunu, devlete ve diğer kamu tüzel kişilerine kamu harcamalarında bulunmak ve kamu gelirlerini toplamak konusunda belli bir süre için yetki veren şart işlemdir. Bütçe kanununa bütçe ile ilgili hükümler dışında hüküm konulamaz.
Bakanlar kurulu bütçe tasarılarını ve milli bütçe tahminlerini gösteren raporu mali yıl başından en az 75 gün önce TBMM’ye sunar. Bütçe tasarısı 40 üyeden (25 iktidar, 15 muhalefet) oluşan komisyonda incelenir. (55 gün içinde) komisyonun kabul ettiği metin TBMM’de görüşülerek mali yıl başına kadar karara bağlanır.
Cumhurbaşkanı bütçe kanunlarını bir daha görüşülmek üzere TBMM’ye gönderemez.
Bütçe kanunu da anayasa mahkemesinin denetimine tabidir.

2- Kesin Hesap Kanunu
Bütçe kanununun uygulanmasının denetlenmesini TBMM adına Sayıştay yapar. Ayrıca TBMM bütçe kanunlarının uygulanışını doğrudan doğruya Kesin Hesap Kanun tasarılarını kabul ederek denetler. Kesin Hesap Kanun tasarılarını ilgili oldukları mali yılın sonundan başlayarak en geç 7 ay sonra Bakanlar Kurulunca TBMM’ye sunulur. Sayıştay da genel uygunluk bildirimini bu tasarının verilmesinden itibaren 75 gün içinde TBMM’ye sunar.
Kesin Hesap Kanun tasarıları yeni yıl bütçe kanunu tasarısıyla birlikte karara bağlanır.


C) Milletlerarası Antlaşmaların Uygun Bulunması
Milletlerarası antlaşmaları onaylama ve yayınlama yetkisi Cumhurbaşkanına aittir.Cumhurbaşkanının onay yetkisini kullanabilmesi kural olarak TBMM’nin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır. Bu kurala iki istisna getirilmiştir :
Ekonomik, ticari veya teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi bir yılı aşmayan andlaşmalar; devlet maliyesi bakımından bir yük getirmemek, kişi hallerine ve Türklerin yabancı memleketlerdeki mülkiyet hakkına dokunmamak şartıyla yayınlama ile yürürlüğe girebilir.fakat bu anlaşmalar yayımlarından başlayarak 2 ay içinde TBMM’nin bilgisine sunulur.
 Milletlerarası bir antlaşmaya dayanan uygulama antlaşmaları ile kanunun verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticari, teknik veya idari antlaşmaların TBMM’ce uygun bulunması zorunluluğu yoktur. Fakat ekonomik, ticari veya özel kişilerin haklarını ilgilendiren antlaşmalar yayınlanmadan yürürlüğe konulamaz.
Bu iki istisna Türk kanunlarına değişiklik getirmeyen antlaşmalar bakımından geçerlidir.
Usulüne göre yürürlüğe konmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.


D) Parlamento Kararları
Parlamento kararları TBMM’nin kanun dışındaki bütün işlemleridir.
TBMM’nin kendi iç tüzüğünü yapması
TBMM’nin başkanını seçmesi
Komisyonların seçilmesi
Meclisin tatile girmesi
Yasama dokunulmazlığının kaldırılması ve üyeliğin düşmesine ilişkin kararları
 TBMM’ce başbakan ve bakanlar hakkında meclis soruşturması açılması
Gensoru, güvenoyu
Cumhurbaşkanının seçimi gibi.

Parlamento kararlarından sadece iki türü yargı denetimine tabidir :
İç tüzük ile yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ve üyeliğin düşmesine ilişkin karar.


E) İçtüzük
Yasama meclislerinin kendi iç çalışmalarını düzenleyen kurallara iç tüzük denir. Yöntemsel bağımsızlık ilkesine dayanarak düzenlenir. Biçimsel yönden parlamento kategorisine girer. Anayasaya göre kanunla düzenlemesi gereken bir konunun iç tüzükle düzenlenmesi usul saptırması denir. İçtüzük Anayasa Mahkemesince denetlenebilir.

















ÜNİTE : 8 YÜRÜTME FONKSİYONU VE YÜRÜTME İŞLEMLERİ

I-YÜRÜTME FONKSİYONUN NİTELİĞİ
Yürütme fonksiyonu şekli olarak tanımlanmıştır. Buna göre yürütme organının yaptığı işlemler yürütme işlemleri olarak kabul edilecektir. Bu işlemler subjektif ve kişisel nitelikte olabileceği gibi objektif ve genel nitelikte de olabilir. Bütün genel ve objektif işlemlerin yasama organı tarafından yapılmasının zorluğu yürütmenin de düzenleyici işlem yapabilmesinin kabulünü gerektirmiştir. Yürütmenin bütün yetkileri bağlı yetki değildir. ( Bağlı yetki,idarenin işlem yapma yetkisinin kaynağının yasalar olması anlamına gelir. ) İdare takdir yetkisine sahipse bu alanda düzenleme yetkisine de sahip olur.


II-KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER
KHK anayasa hukukumuza 1961 anayasasında 1971 yılında yapılan değişiklikle girmiştir.

A)YETKİ
KHK çıkarma yetkisi Bakanlar Kuruluna aittir. Yetki kanunuyla bakanlar kuruluna KHK çıkarma yetkisi verilir. Yetki kanununda çıkarılacak KHK’nin amacı, kapsamı, ilkeleri, yetkiyi kullanma süresi, süresi içinde birden fazla KHK çıkarılıp çıkarılamayacağı gösterilir.

B) KONU
KHK’nin konusu yetki kanununda gösterilir. Temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle siyasi haklar ve ödevler KHK ile düzenlenemez. Sosyal ve ekonomik haklar KHK ile düzenlenebilir. KHK ile bütçede değişiklik yapılamaz. Anayasa mahkemesi KHK’ler için anayasada bulunmayan önemlilik,zorunluluk,ivedilik ve kısa sürelilik gibi unsurlar kabul etmiştir.

C) USUL VE ŞEKİL
KHK’ler Bakanlar kurulu tarafından çıkarılır ve Cumhurbaşkanı tarafından imzalanır. Kural olarak yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. KHK’ler yayımlandıkları gün meclisin onayına sunulur. TBMM komisyonları ve genel kurulda öncelikle görüşülüp karara bağlanır. KHK; TBMM’ce kabul edilinceye kadar idari işlem, kabul edildikten sonra kanundur.

D) DENETİM
KHK’lerin şekil ve esas açısından denetlenmesi görevi anayasa mahkemesine aittir.



III- SIKIYÖNETİM VE OLAĞANÜSTÜ HAL KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERİ

A)YETKİ
Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilir. Olağanüstü hal KHK’leri yetki kanuna dayanmadan çıkarılır. Bu özellik yürütmenin 1982 Anayasasına göre sahip olduğu asli düzenleme yetkisinin bir örneğidir.

B) KONU
Temel hak ve ödevler ile siyasi hak ve ödevler olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri ile düzenlenebilir. Bu dönemdeki KHK’ler ancak olağanüstü hal ve sıkıyönetimin gerektirdiği konularda çıkarılabilir.





C) DENETİM
Olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan KHK’lerin şekil ve esas bakımından anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz. Ancak anayasa mahkemesi bir düzenleyici işlemin anayasanın öngördüğü anlamda bir olağanüstü hal KHK’si olabilmesi için üç şartın varlığını gerekli saymıştır:
Olağanüstü hal yer bakımından sınırlıdır.
Olağanüstü hal süre bakımından sınırlıdır.
Olağanüstü hal KHK’leri ile kanunlarda değişiklik yapılamaz.

IV-CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nin kuruluşu, teşkilat ve çalışma esasları, personel çalışma esasları, personel atama işlemleri Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenir. Bu kararnameler yürütmenin asli düzenleyici yetkiye sahip olmasının bir örneğidir. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi istisnai bir işlem türüdür ve Anayasada belirtilen konularda çıkarılabilir. Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemlerdendir ve bu nedenle yargı denetiminin dışındadır.


V- TÜZÜKLER
Bakanlar Kurulu, kanunun uygulanmasını göstermek veya emrettiği işlemleri belirtmek üzere kanunlara aykırı olmamak ve Danıştay’ın incelemesinden geçirilmek şartıyla tüzükler çıkarabilir. Danıştay incelemesinden geçirilmemiş bir tüzük yok sayılır. Danıştay’ın incelemesi istişari niteliktedir.Tüzükler idari yargı denetimine tabidir.


VI- YÖNETMELİKLER
Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilirler. Hangi yönetmeliklerin Resmi Gazete’de yayımlanacağı kanunla belirtilir. Yönetmelikler kanun ve tüzüklere aykırı olamaz. Yönetmeliklerin yargısal denetimi Danıştay tarafından yapılır. İdari yargı denetimine tabidir.



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
fecreda



Mesaj Sayısı : 2
Puan : 2
Tesekkür Puanı : 1
Kayıt tarihi : 13/10/10

MesajKonu: Geri: Anayasa hukuku 2. notlar...    C.tesi Ekim 16, 2010 10:47 am

kardeş 8 ci ünite den sonra yokmu yada bukadarmı bir cevap verirsen sevinirim
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Gamze

avatar

Mesaj Sayısı : 17
Puan : 27
Tesekkür Puanı : 2
Kayıt tarihi : 15/09/10
Yaş : 25
Nerden : Amasya

MesajKonu: Geri: Anayasa hukuku 2. notlar...    Ptsi Ekim 18, 2010 1:51 pm

bu ilk paylaştığın notların devamı demi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
fecreda



Mesaj Sayısı : 2
Puan : 2
Tesekkür Puanı : 1
Kayıt tarihi : 13/10/10

MesajKonu: Geri: Anayasa hukuku 2. notlar...    Salı Ekim 19, 2010 8:40 pm

8 ünite var ama kitapta 16 ünite gösteriyor ondan dedim
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Anayasa hukuku 2. notlar...    

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Anayasa hukuku 2. notlar...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AÖF ADALET ÖNLİSANS BÖLÜMÜ :: DERSLERİMİZ VE DÖKÜMANLARI :: Anayasa Hukuku-
Buraya geçin: