AÖF ADALET ÖNLİSANS BÖLÜMÜ
AOF ADALET BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNİN BULUŞMA NOKTASI OLAN FORUMUZA HOSGELDİNİZ...FORUMUZDA NEDEN ADALET OKUMALIYIM,MEZUNİYETİMDEN SONRA NERELERDE ÇALIŞABİLİRİM,ADALET ÖĞRENCİLERİNİN DERSLERİ İLE İLGİLİ DÖKÜMANLAR VE DAHA BİRCOK SEYİ BULABİLİRSİNİZ...UMARIM İŞİNİZE YARAYACAK BİLGİLERİ BULABİLİRSİNİZ...

UNUTMAYINIZ Kİ FORUMUMUZDAN DAHA AYRINTILI BİR ŞEKİLDE YARARLARNMAK İÇİN ÜYE OLMANIZ GEREKMEKTEDİR!...


Anadolu Üniversitesi, Adalet Önlisans Bölümü Öğrencilerinin Toplanma Noktası...
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arkadaslar forumumuzda yer almasını istediğiniz bölümler ve size göre eksiklikler yanlıslıklar v.b. varsa bana " murat09 " özel mesaj atarasnız isteklerinizi yerine getirmeye calısacağım...
Arkadaslar www.aofadalet.tr.gg adında bir sitemizi daha açtık.Benim ve arkadaşlarımızın internet üzerinden yaptıkları radyo yayınını dinleyebilir,o anda online olan arkadaslarımızla sohbet ederek eğlenceli vakitler gecebilirsiniz.

Paylaş | 
 

 Hukuk sözluğü Alfabetik sıraya göre 4. kısım...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
murat_admin@



Mesaj Sayısı : 46
Puan : 134
Tesekkür Puanı : 3
Kayıt tarihi : 16/09/10

MesajKonu: Hukuk sözluğü Alfabetik sıraya göre 4. kısım...    Perş. Eyl. 16, 2010 8:33 pm

S


sâdır olmak:çıkmak

sahih :sıhhatli; gerçek; düzgün; doğru; legal; hukuka uygun

sâkıt :susan; herhangi bir görüş bildirmeyen; düşen; düşücü; hükümsüz

salâhiyet:yetki; bir davaya bakabilme

sâlif-üz-zikr:zikri geçen; bildirilen

salih :elverişli; uygun

saniyen :ikinci olarak

sarahat :açıklık; netlik; sarihlik; aydınlık

sarfiyat :harcamalar; giderler

sari :bulaşan; bulaşıcı

satış vaadi : Bir kimsenin, taşınmaz malını bir başkasına satmayı (ileride yapılacak satım akdini) taahhüt ettiği sözleşme.

satış Vaadi : Bir kimsenin, taşınmaz malını bir başkasına satmayı (ileride yapılacak satım akdini) taahhüt ettiği sözleşme.

savcılık: Devlet adına kamu davasını açan makamdır.

sây :emek; çalışma

sebketmek:vâki olmak; yapılmak; olmak; ileri geçmek

sehim: pay; hisse

selb :zorla alma; kaldırma; giderme

selef: önce gelen kimse

semen:satış parası; satış sözleşmesinde, satana mal teslimine karşılık olarak ödenecek para

semere:bir maldan elde edilen ürünler; Tabii Semere:Bir şeyin kendisinden oluşan ürün; Medeni Semere:tabii olmayan semere, hukuki işlemlerden doğan semere

senedât:senetler

sened-i hâkanî:tapu senedi

senevî :senelik; yıllık

serdetmek:ileri sürmek; öne sürmek; ortaya çıkmak; belirtmek

seyrân-gâh:gezme yeri; dolaşma yeri

sigorta primi : Sigorta ettirenin sigortacıya ödemekle yükümlü olduğu ücrettir.

sin: yaşanılan süre

sirayet :bulaşma; yayılma; geçme

sirkat :hırsızlık; çalma; çalınma

siyanet:koruma

siyasi haklar: Herhangi bir biçimde devletin yönetimine ve siyasi kuruluşlarına katılmaya yönelik haklardır

sosyal devlet: fertlerin sosyal durumlarıyla ilgilenen, onlara asgari bir hayat düzeyi sağlamayı, sosyal adaleti ve sosyal güvenliği gerçekleştirmeyi ödev bilen devlettir.

sosyal ilişkiler: Şahısların birbirleriyle veya toplumla olan ilişkileridir.

sosyal kurallar: sosyal ilişkileri düzenleyen din, ahlak, görgü ve hukuk kurallarıdır.

sosyal ve ekonomik haklar: Kişinin sosyal ve ekonomik faaliyetleriyle ilgili bulunan hak ve hürrriyetlerdir.

sözleşme: İki veya daha çok kişinin, aralarında bir hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla, karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini beyan ederek yaptığı hukuki işlem; akit.

sözleşme: İki veya daha çok kişinin, aralarında bir hukuki bağ yaratmak, bu bağı değiştirmek veya ortadan kaldırmak amacıyla, karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini beyan ederek yaptığı hukuki işlem; akit.

sözleşmeden Dönme: Taraflardan birinin, mevcut sözleşmeden cayması; sözleşmeden rücu.

Sudur: verilen ; çıkan

suiniyet:kötüniyet

sukut :düşme; düşüş

sureti mahsusa: özel olarak; özellikle; belli amaçla

sureti mümtaze: öncelikli



şagil :meşgul eden; meşgul olmayı gerektiren; işgal eden; bir mülkte oturan

şahâdet:tanıklık

şahbender: konsolos

şahsi haklar: Ayni hakların aksine, herkese karşı ileri sürülemeyen haklar; kişisel haklar.

şahsiyet hakları: şahısların maddi,manevi ve ekonomik bütünlüğü üzerindeki mutlak haktır.

şahsı âhar (âher): başkası; üçüncü kişi

şamil :içine alan; kapsayan; çevreleyen

şâmil olmak:kapsamak; içine almak

şârih :şerhçi; şerh eden; bir konuyu ayrıntılarıyla açıklayan
şerh: Şahsi hakları, temlik (devir) sınırlamalarını ve geçici tescilleri tapu kütüğünde belirten yazıların (kayıtların) genel adı.

şibh (şibih):benzer; benzeme; benzeyiş

şifahî beyan:sözlü açıklama

şufa :önalım; öncelikli alım

şufa hakkı:önalım hakkı; mükellefin, hakkın konusu olan şeyi bir üçüncü kişiye satması durumunda, hak sahibine tek taraflı bir irade beyanı ile satılan şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında öncelikle kendisine devrini isteme yetkisini veren haktır, yenilik doğuran haklardandır.

Şuhut: şahitler

şümul :kapsam; içine alma; kapsama
__________________
T


taaddüd: birden çok

taahhütname: Kişinin kendi ad ve hesabına, bir gerçek kişi veya tüzel kişiye karşı, sözleşmeli ya da sözleşmesiz olarak, bir işin yapılmasını veya bir şeyin teslimini üstlendiğini gösterir belge.

taalluk:ilişiği olma; asılma; ilgi

taayyün:tayin olunma; belli olma; belirme

tabiyet: kişi veya şeyleri devlete bağlayan siyasi ve hukuki bağ; vatandaşlık. yurttaşlık; bağımsızlık

tacir :ticaretle uğraşan; bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimsedir.

tadât :sayma; sayılma; sayım

tadil :değiştirme; değişiklik

tağyir:başkalaştırma; değiştirme; bozma tahakkuk gerçekleştirme; gerçekleşme

tahaddüs: ortaya çıkmak

tahassul:hasıl olma; sonuç olarak ortaya çıkma

tahavvül :değişme; dönme

tahdîdât :sınırlamalar; kısıntılar

tahfif :hafifletme; azaltma

tahkikat: soruşturma

tahlif: yemin

tahliye taahhütnamesi: Kiracının, kiralananı belli bir tarihte boşaltacağına ilişkin yaptığı yazılı irade beyanı.

tahliye: Boşaltma; salıverme; serbest bırakma.

tahrir: yazım

tahsin: beğenme

tahsis: Emrine verme; özgüleme.

tahşiye: çıkıntı yapmak

takas: Vadesi gelmiş, aynı cinsten ve karşılıklı iki alacağın birbirine sayışılması.

taksim: Ortak mülkiyette bulunan bir malın, ortaklar arasında yapılan bir sözleşmeyle veya dava açmak suretiyle bölüştürülmesi.

takyit: kısıtlama

ta'lık :geciktirme; askıda bırakılma

tahmil:yükleme

tahrip :harabetme; yıkma; kırma; bozma

tahrir :yazma; yazım

tahriren:yazılı olarak

taht :alt; aşağı

tahtani:binanın alt kısmı

tahtani fevkani.: altlı üstlü

tahvil :değiştirme; değiştirilme; borç senedi

tahvilat:tahviller

takaddüm: önce gelme; önde gelme

takarrür etmek: kararlaşmak; kararlaştırmak; istikrar kazanan kararlar

takrîr :önerge; anlatma; anlatış; tapuda malını sattığını veya ipotek ettiğini söyleme

takrir etmek:sağlamlaştırmak

takyit :sınırlama; kayıtlama; şarta bağlama; kısıtlama

talâk: islâm hukukunda boşanma

talîmâtnâme:yönetmelik

tapuyu misil :tarafsız bilirkişinin belirteceği tapu; bedel; değer baha

tarik :yol; yöntem

târik :terkeden; bırakan

tariki âmm: herkesin geçebilmesi için bırakılan yol; kamunun yararlandığı yol;

tasarruf: Bir şeyden yararlanabilme ve o şey üzerinde fiili veya hukuki işlem yapabilme gücü.

tashih:düzeltme; resmi bir kütüğün, bir hukuki işlemin düzeltilmesi

tasrih etmek: açıklamak; belirtmek

tasvib :doğru bulma; uygun görme; onaylama

tatbika medar imza:uygulamaya elverişli imza

tathir :temizleme

tavassut:aracılık; ara bulma; aracı olma

tavazzuh: aydınlanma

tavzîh :açıklama

tavzif: görevlendirme

tazammun etmek:öngörmek; sonucu doğurmak; içine almak; kapsamak

tazminat: Maddi veya manevi zarara karşılık ödenen bedel; zarar ödencesi;hukuka aykırı olarak başkalarına verilen zararların ödetilmesi biçiminde müeyyidedir.

teadül :beraberlik; denklik; birbirine denk gelme

teahhur(teehhür):gecikme; temerrüt

teâmül :örf ve adet; öteden beri olagelen, insanlar arasında yapılagelen belli bir davranış.

teati: karşılıklı gönderme

tebaa :uyruk; bir devletin hükmü altında bulunan kimseler

tebâdür:akla gelme; hatırlanma

tebârüz ettirme:belirtme; ortaya koyma

tebdil :değişme; değiştirilme

tebeddül:değişiklik

tebellüğ :bir tebliği alma; tebliğ edilen bir yazıyı imza ile teslim alma

tebellür :netleşme; net olarak ortaya çıkma; aydınlanma

tebeyyün etmek: saptanmak ; ortaya çıkmak; aydınlanmak

tebligat: Bir hukuki işlemin yetkili makamca, ilgili kişinin bilgisine sunulmak üzere, kanun ve usule uygun olarak yazı veya ilanla bildirilmesi.

tecdit :yenileme; tazeleme, açıkça anlaşılacak şekilde önceki borcun, yeni bir borç kurarak ortadan kaldırılması; yenileme.

tecezzî: bölünme; doğranma

tecvîz :ceza verme; caiz görme

tedabir:tedbirler önlemler

tedarik :sağlama; temin etme

tedavül :sürüm; elden ele gezme; dolaşma; kullanılma

tebdil : değiştirmek

tebeddül : değişiklikler
tediye :ödeme; bir borcun ödenmesi

tedricen:azar azar; yavaş yavaş; aşamalı olarak

tedvîn :hukuku birleştirmek amacıyla,hukukun bir dalı ile ilgili yasa halinde kurallar koyma

teehhür:gecikme; sonraya kalma

teemmül:düşünüp taşınma; etraflıca düşünme

teessüs :kuruluş; kurulma; yapılma; yapılanma

tefehhüm:anlamak; akıl erdirmek

teferruat :ayrıntı; bölgesel töreye (örfe) veya malikin açık isteğine göre, bir şeyin işletilmesi veya korunması veya ondan yararlanılması için sürekli olarak ona tahsis olunan ve kullanışta o şeye bağlı kılınan yada takılan veya onunla birleştirilen taşınır mallar, asıl şeyin teferruatıdır.

teferruğ :satın alanın aldığı mülkün ferağ işlemini yaptırması, tapu kaydını kendi üzerine çevirme

teffiz :bkz. tefvîz

tefhim:verilmiş olan kararın veya hükmün,duruşmada hazır bulunan taraflara yargıç tarafından sözle bildirilmesi

tefrişat:döşeme araçları; bir yeri döşemek için kullanılan eşya

tefvîz :ihale; sipariş etme; havale etme; dağıtım; ısmarlama; bir taşınmazı belli bedel karşılığında üçüncü kişinin üzerinde bırakma

tehâlüf:yargıcın iki tarafa da yemin vermesi; birbirine zıt olma

tehir erteleme; ara verme

tek taraflı irade beyanı: Hukuki bir ilişkide taraflardan birinin, o ilişki bakımından hüküm ve sonuç doğurmaya yetecek şekilde iradesini açıklaması.

tekabül etmek:karşılamak; karşılık olmak

tekaüd :emeklilik

tekâyüd:birbirine hile yapma

tekeffül :birine kefil olma; kefalet verme; garanti etme

tekemmül:tamamlanma; olgunlaşma

tekevvün etme: yaratılma; meydana gelme

telâfi: zararı karşılama; giderme; eksikliği giderme

telâhuk: birbirine katılma; yarışma; hakların yarışması

telhîs: hülasa etme; özetleme; özet

telif: yazma; uzlaştırma

telif hakları : fikir ürünü eserler üzerinde yaratıcısının sahip bulunduğu haktır.

telvis etmek: kirletmek

temadi: sürüp gitme; süregelme; devamedegelme; sürme; uzama

temellük:mülk edinme; kendine mal etme; sahip olma; sahiplenme; devralma

temerrüd:direnme; borcun ifasında gecikme, bir yükümlülüğün yerine getirilmesinde oluşan gecikme; direnme

temettü: kâr; kazanç payı; yarar

teminat: Belli bir hukuksal durumu (genellikle borcun ödenmesini) sağlamak için verilen garanti.

teminat akçesi: bir sözleşmenin kurulması için taraflardan birinin diğerine vermek yükümlülüğünde bulunduğu para

temlik: devir

temlik: Bir malın veya hakkın, bir hukuki işlemle başkasına devredilmesi; mülkiyetin nakli.

temyiz Kudreti: İyiyi kötüden ayırma ve makul biçimde davranışta bulunma yeteneği.

tenâküz: çelişki

tenbih: uyarma; uyarı

tenezzül: inme; alçalma; düşme; kendine aykırı gelen bir işi veya durumu kabul etme

tenkis: indirme; azaltma; eksiltme

tenmiye: nemalandırma; artırma; işletme

tensip: uygun görme

tenvîrât: aydınlatma; ışıklandırma

tenzil: indirtme; azaltma

terâküm: birikme; biriktirme

tercihe şayan: üstün tutulan; yeğlenen; tercih edilen

tereke (terike): miras bırakanın mirasçılarına geçen kalıtı; kalıt; mirasçılara kalan malvarlığı

terekküp etmek: oluşmak

teressübât :tortulanmalar; dibe çökmeler; durulmalar

terettüp etmek: düşmek; doğmak; ait olmak; sırası gelmek; gerektirmek

terhin :rehin olarak verme; emanet bırakma

terkin :silme; çizme; resmi kütük veya defterde yazılı bulunan bir konunun (şerhin) çizilmesi

termim: tamir etme; onarma; düzeltme; iyileştirme

tersîmât: resmetmeler; resmini yapmalar; çizmeler

tertip :sıra; düzen; düzenleme

tesâhub: sahip çıkma; koruma

tescil: Resmi kütük veya defterlere bir konunun (hakkın) yazılması, kayıt düşülmesi.

tesellüm :teslim alma

tesmiye :ad koyma; isimlendirme; belirleme

tesviye :sonuca bağlama; çözümleme; gereğini yapma; seviye; düzdüzeltme

teşevvüş: karışıklık; kargaşalık

teşmil :kapsamına alma; yayma

tevakkuf: bağlı olma; durma

tevarüs :bir kimseden miras kalma; mirasa konma; kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme

tevdi etmek: vermek; bırakmak; sunmak

teveccüh :yönelme; yakınlık duyma; sevgi

tevellüt: doğum; doğma

tevessül etmek: başvurmak; kalkışmak; girişmek

tevfik :uydurma; uygunlaştırma

tevfikan: uyarınca; (ona) göre

tevhid :birleştirme

tevkil: Vekil olarak tayin edilmiş kimsenin, vekillik yetkisini bir başkasına devretmesi.

tevlit etmek: doğurmak

tevliyet :vakfın işlerini yönetmek

tevliyet davası: mütevellilik davası; vakfın işlerine bakma göreviyle ilgili dava

tevsî' :genişleme

tevsîk :belgelendirme

tevzi :dağıtma

tezâyüd: artış; çoğalma

tezkere-i sâmiyye: sadrazamlık makamından yazılan tezkere

tezyinat :süslemeler

toplu iş sözleşmesi: işçi sendikaları ile işveren veya işveren sendikaları arasında yapılan ve iş şartlarını, tarafların hak ve borçlarını düzenleyen yazılı bir anlaşmadır.

trampa: Bir malın başka bir malla veya bir hakkın başka bir hakla değiştirilmesini konu alan sözleşme.

tüzel Kişi: Kendisini oluşturan gerçek kişilerin üzerinde ve onlardan bağımsız bir varlığı ve belirli bir amacı bulunan.

tüzük : Bir kanunun uygulamasını göstermek veya kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak şartıyla ve Danıştayın incelemesinden geçirtilerek Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan yazılı hukuk kurallarıdır





U

uhde :görev; birinin yapmakla yükümlü olduğu iş; bir işin yapılacağına söz verme

uhdesinde: üzerinde; sorumluluğunda

ulak :haberci; haber götürücü

umran: bayındır

umranî: bayındırlıkla ilgili; imarlı hale getirme

umur :işler

urup :arşının sekizde biri

uyrukluk : Şahısları veya şeyleri devlete bağlayan hukuki ve siyasi bağdır.

uygulama imar plânı : onaylı halihazır haritalar üzerinde, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak, nazım imar plân esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzeni, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama plânlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntılarıyla gösteren plân

uzatılmış mal ortaklığı: Evlilik birliğinin, eşlerden birinin ölümüyle son bulması halinde, sağ kalan eşin, ölen eşin çocuklarıyla birlikte devam ettirdiği mal ortaklığı rejimi.

üçüncü şahıs: Bir sözleşmenin, davanın veya icra takibinin taraflarından olmayan kişi.

üst hakkı: Taşınmaz malikinin, bir başkasına, arsasının üstünde ya da altında inşaat yapma veya mevcut inşaatı koruma (ona sahip olma) yetkisi verdiği irtifak hakkı.



V


vabeste :bağlı

vakfiye :vakfedenin vakfa ilişkin bildirimini ve hakimin tescilini kapsayan belge

vakıf :tesis; başlı başına bir varlığı bulunmak üzere bir malın belirli amaca tahsisi

varaka: belge; yazılı kağıt

varant :rehin senedi; umumi mağazaya tevdi edilen mallara ve tahıla ilişkin rehin hakkını gösteren ve bu mallar üzerinde herhangi bir alacaklı yararına bu hakkın yaratılmasını sağlayan senet

varîd :gelen; vasıl olan; gerçek olan; varolan

vâridât: gelirler; devlet(kamu)gelirleri

vâris :mirasçı

vasıl olmak :ulaşmak, erişmek

vasi: Kanunun öngördüğü durumlarda, küçük veya kısıtlı kişilerin haklarını korumak üzere mahkeme tarafından atanan kanuni temsilci.

vatandaşlık : Bir hakiki şahsı bir devlete bağlayan hukuki bağdır.

vaz' :koyma; konulma (yürürlüğe koyma)

vazıyed etme: bir şeye veya bir işe el koyma

vaziyet :durum; hal

vecîbe :borç
vefa hakkı: hak sahibine, sattığı şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında tekrar kendisine devrini, tek taraflı irade beyanı ile isteme yetkisi veren hak

vehle :öncesi; baş tarafı; dakika; an

vehle-i ûlâ: ilk başlangıç; birdenbire

vekalet Sözleşmesi: Kişinin, bedelli veya bedelsiz olarak, bir işi yürütmeyi veya yerine getirmeyi başkası adına üstlendiği sözleşme.

vekil: Vekalet sözleşmesi gereği, müvekkil tarafından ve onun adına işlem yapmakla yetkilendirilen kişi.

velayet: Ana ve/veya babanın, reşit olmamış çocukları üzerindeki (kanundan doğan) eğitim ve terbiye hak ve yetkisi.
veli: Velayet hakkına sahip bulunan ana ve/veya baba.

verese: mirasçılar

vergide adalet ilkesi: herkesin mali gücüne göre vergiye tabi tutulmasıdır

vesayet: Küçük veya kısıtlıların haklarının korunması amacıyla özel hukuk tarafından düzenlenen ve bir kamu hizmeti niteliğini taşıyan kurum.

vesait :vasıtalar; araçlar

vezâif :vazifeler; görevler

vicahî :yüze karşı; tarafın yüzüne karşı

vikaye :koruma

vuku bulmak: olmak; oluşmak; meydana gelmek

vücut bulmak: doğmak; yapılmış olma



Y



yabancı : bir devletin ülkesinde oturan ve o devletin uyruğunu iddia etmek hakkı olmayan kimselerdir.

yalamuk :çam ağacının reçineli kabuğu; soymuk

yapı imar hukukunda) karada ve suda, sürekli veya geçici, resmî veya özel yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve hareketli tesisler

yapı alacaklısı ipoteği: bir yapıyı yapanların, o yapıdan doğan alacaklarını teminat altına almak için koydurdukları gayrimenkul rehni

yapı kullanma izni :iskân belgesi

yapı malikinin sorumluluğu:bir binanın veya diğer yapı eseri malikinin, bunların çürük yapılmasından veya korunmasındaki kusurundan dolayı sorumlu tutulması

yapı ruhsatı :inşaat izni; inşaat ruhsatı

yargı: Hukuk kurallarının bağımsız ve tarafsız mahkemelerce belli bir olaya uygulanmasıdır.

yayla :çevresi dik bayırlarla çevrili, düz ve yüksek yer; genellikle yüksek platolarda yer alan, insanların serinlemek ve hayvanlarını otlatmak için yaz aylarında gidip kaldıkları yer

yaylak: : Bir veya birkaç köy ya da beldeye, ayrı ayrı veya ortak olarak, yaz mevsimini geçirmeleri ve hayvanlarını otlatmaları için tahsis edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılagelen arazi. hayvanların yayılıp otlamasına uygun yer; otlak

yed :el ;elinde bulundurma

yed'i istirdat: mal üzerindeki yitirlmiş egemenliği, tasarruf gücünü geri almak, yeniden ele geçirmek

yediemin :uyuşmazlık konusu şeyin saklanması ve idaresi kendisine verilen kişi; güvenilir kişi; yediadl

yekûn :toplam

yeni arazi teşekkülü: Kimsenin mülkiyetinde olmayan yerlerde birikme, dolma, kayma ya da kamunun malı olan akarsuların yatak veya seviyelerinin değişmesi gibi olaylarla oluşan toprak parçası.

yeniden değerleme: Vergi matrahının hesaplanmasıyla ilgili ekonomik kıymetlerin takdir ve tespiti; paranın değer kaybı gözönüne alınarak, bilançolardaki stoklar, sabit varlıklar gibi kalemlerde düzeltmeler yapılması.

yerleşme alanı: imar Plânı sınırı içindeki yerleşik ve gelişme alanlarının tümü

yeşil alan :şehir imar plânlarında toplumun yararlanması için ayrılan ve üzerinde inşaat yapılması mümkün olmayan ve ileride veya şimdiden park, çocuk parkı vb. hizmet alanı olarak ayrılmış alan

yönetim planı: Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre anagayrimenkulün yönetimini düzenleyici hükümler içeren ve bütün kat maliklerini bağlayan sözleşme
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Hukuk sözluğü Alfabetik sıraya göre 4. kısım...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Hukuk Makaleleri

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AÖF ADALET ÖNLİSANS BÖLÜMÜ :: DERSLERİMİZ VE DÖKÜMANLARI :: Anayasa Hukuku-
Buraya geçin: