AÖF ADALET ÖNLİSANS BÖLÜMÜ
AOF ADALET BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNİN BULUŞMA NOKTASI OLAN FORUMUZA HOSGELDİNİZ...FORUMUZDA NEDEN ADALET OKUMALIYIM,MEZUNİYETİMDEN SONRA NERELERDE ÇALIŞABİLİRİM,ADALET ÖĞRENCİLERİNİN DERSLERİ İLE İLGİLİ DÖKÜMANLAR VE DAHA BİRCOK SEYİ BULABİLİRSİNİZ...UMARIM İŞİNİZE YARAYACAK BİLGİLERİ BULABİLİRSİNİZ...

UNUTMAYINIZ Kİ FORUMUMUZDAN DAHA AYRINTILI BİR ŞEKİLDE YARARLARNMAK İÇİN ÜYE OLMANIZ GEREKMEKTEDİR!...


Anadolu Üniversitesi, Adalet Önlisans Bölümü Öğrencilerinin Toplanma Noktası...
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arkadaslar forumumuzda yer almasını istediğiniz bölümler ve size göre eksiklikler yanlıslıklar v.b. varsa bana " murat09 " özel mesaj atarasnız isteklerinizi yerine getirmeye calısacağım...
Arkadaslar www.aofadalet.tr.gg adında bir sitemizi daha açtık.Benim ve arkadaşlarımızın internet üzerinden yaptıkları radyo yayınını dinleyebilir,o anda online olan arkadaslarımızla sohbet ederek eğlenceli vakitler gecebilirsiniz.

Paylaş | 
 

 ANAYASA YARGISI VE İDARİ YARGI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Gamze

avatar

Mesaj Sayısı : 17
Puan : 27
Tesekkür Puanı : 2
Kayıt tarihi : 15/09/10
Yaş : 25
Nerden : Amasya

MesajKonu: ANAYASA YARGISI VE İDARİ YARGI   Perş. Eyl. 16, 2010 9:18 am

ANAYASA YARGISI VE İDARİ YARGI
Yargı yetkisi, bağımsız mahkemelerce kullanılır.
YARGI TÜRLERİ: Yargı türü deyiminden “hukuki nitelikleri bakımından teşkil eden İşlerin ayrı, bir yargılama usulüne tabı kılınmış olmaları” anlaşılır.
I. ANAYASA YARGISI: Anayasa Mahkemesinin bu sıfatla baktığı işler ile Yüce Divan sıfatıyla gördüğü işlerdeki faaliyetleri kapsayan yargı koludur.
II.
ANAYASA MAHKEMESİ: Kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve TBMM İç Tüzüğünün şekil ve esas bakımından anayasaya uygunluğunu denetle¬yen Cumhurbaşkanı ile yüksek düzeydeki görevlileri yargılayan bir mahkemedir. Anayasa mahkemesi 11 asil ve dört yedek üyeden kurulur. Üyelerini Cumhurbaş¬kanı seçer. Üyeler, 65 yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar. Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir ve geçmişe etkili değildir. Kararlar Resmi Gazetede yayımlanır.
II. İDARİ YARGI: idari makamların idare hukuku alanındaki faaliyetleri dolayısıyla ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümlenmesini konu alan bir yargı türüdür.
İDARİ YARGI YERLERİ: Dört grupta toplanır.
1.İ Mahkemeleri: İptal davaları ile idari sözleşmelerden doğan ihtilaf¬ları çözüme kavuştururlar.
2. Vergi Mahkemeleri: Genel bütçe ile belediye ve köylere ait resim Vergi ve harçlara ilişkin davaları çözümlerler.
3. Bölge idare Mahkemeleri: idare ve vergi mahkemelerinin tek hakimle verdikleri kararların temyizen inceleme merciidir.
4. Danıştay: İdare ve vergi mahkemelerinin kurul halinde verdikleri karar¬ların temyizen inceleme ve Bakanlar Kurulu kararlarına karşı’ açılacak iptal dava¬larının “İlk derece mahkemesi” merciidir.
Danıştay üyelerinin 3/4′ü Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulunca, 1/4′ü Cumhurbaşkanı-tarafından seçilir.
DAVA AÇMA SÜRESI:
Danıştay’da ve idare mahkemelerinde 60 gün, vergi mahkemelerinde 30 gündür.
1. Hukuk kurallarının, bağımsız mahkemelerce uygulanmasına ne denir?
A) Maddi anlamda yargı B) Şekli anlamda yargı
C) Kurumsal yargı D) Biçimsel yargı
E) Formel yargı
Yanıt: A’dır.
2.Kanunların Anayasaya uygunluk denetimi hangi yargı düzeninde yer alır?
A) Anayasa yargısı
B) Adli yargı
C) İdari yargı
D) Askeri yargı
E) Kolluk yargısı
Yanıt: A’dır.
3.Bakanların “cezai sorumluluk” larını gerektiren durumlarda yargılamayı hangi makam yapar?
A) Meclis
B) Yüce Divan
C) Danıştay
D) Ankara Ağır Ceza Mahkemesi
E) Bölge İdare Mahkemeleri
Yanıt: C’dir.
4.Kanunların şekil bakımından anayasaya aykırılıkları İddiasıyla açılan İp¬tal davası ne kadar süre içinde açılmalıdır?
A) 10 gün B) 15 gün C) 30 gün D) 45 gün ,E) 60 gün
Yanıt: A’dır.
5.Aşağıdakilerden hangisi idari yargı yerlerinden biri Değildir?
A) idari Mahkemeleri
B) Danıştay
C) Sayıştay
D) Vergi mahkemeleri
E) Bölge İdare Mahkemeleri
Yanıt: C’dlr.
6.Aşağıdakilerden hangisi İdari yargı yerlerinden biridir?
A) Vergi mahkemesi
B) Asliye Ceza Mahkemesi
C) Sulh Hukuk Mahkemesi
D) Ceza Mahkemesi
E) Ağır Ceza Mahkemesi
Yanıt: A’dır.
ASKERİ YARGI VE ADLİ YARGI
I. ASKERİ YARGI:
Askeri yargı; askeri mahkemelerin askeri ceza hukuku alanındaki yargısal faaliyetleri ile asker kişileri ilgilendiren ve. askeri hizmete ilişkin bulunan idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların çözümlenmesindeki yargısal faaliyetlerdir.
TÜRLERİ: iki grupta toplanır:
1. Askeri Ceza Yargısı: Askeri mahkemelerin askeri ceza hukuku alanındaki yargısal faaliyetleridir. Askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri, asker kişilerin askeri olan suçları ile asker olmayan kişilerin askeri suçlarına bakarlar. Bu mahkemeler yanında. bunların kararlarını inceleyen Askeri Yargıtay da,bu sahada çalışmaktadır. Askeri Yargıtay üyelerini Cumhurbaşkanı seçer.
2. Askeri’ idari Yargı: Asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin bu¬lunan idari işler ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların çözümü yargısal faaliyet olarak tanımlanabilir. Askeri yargıda yargısal faaliyeti yürüten yargı yeri bir yüksek yargı organı, niteliğinde olan Askeri Yüksek idare Mahkemesidir. Üyelerini Cumhur,başkanı seçer. Kararları kesin olup, bunlara karşı başka yargı yerlerine örneğin Danıştay’a başvurulamaz.
II. ADLİ YARGI: Adliye mahkemeleri tarafından yürütülmekte olan, yargı fa¬aliyetlerini kapsayan yargı türüdür.
TÜRLERİ: iki çeşidi vardır:
1. Ceza Yargısı: Ceza mahkemelerinin, ceza hukuku alanındaki yargısal faaliyetlerini kapsar. Ceza yargısını konu alan hukuk dalı, Ceza Yargılaması Hukuku’dur.
2. Medeni Yargı: Hukuk mahkemelerinin, özel hukuk alanındaki yargısal faaliyetlerini kapsar. Medeni Yargıyı konu al_n hukuk dalı, Medeni Yargılama Hukuku’dur.
ADLİ YARGI YERLERİ:
CEZA YARGISI
MEDENİ YARGI
SULH CEZA MAHKEMESİ
- Tek Hakimlidir.
- Cumhuriyet Savcısı yoktur.
- Kabahat niteliğindeki suçlara bakar.
SULH HUKUK MAHKEMESİ
- Tek Hakimlidir ve her ilçede bulunur.
- Vasi tayini, mirasçılık belgesi verilesi ve tahliye davala¬rına bakar.
ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ –
Her il ve ilçe merkezinde bulunur.
- Bir başkan iki üyeden.oluşacağı kanun emri olmasına rağmen tek hakimlidir.
- Boşanma kamulaştırma bedeline itiraz davalarına bakar
ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
- Her il ve ilçe merkezinde bu¬lunur.
- Sulh ve ağır Ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan suçlara bakar.
- Bir başkan ve iki üyeden olu
-Cumhuriyet Savcısı bulunur:
ASLİYE TICARET MAHKEMESI
-Ankara, İstanbul, İzmir İl merkezinde bulunur
-Bir başkan ve iki üyeden oluşur
-Ticari dava ve ticari işlere bakar
AĞIR CEZA MAHKEMESİ
- Bir başkan iki üyeden oluşur
- Ölüm ve müebbet hapis, 10 yıl ağır hapis gerektiren suçlara bakar
YARGITAY .
Her iki yargı kolu için kararların temyizen incelemesin yapıldığı bir ,yüksek mahkemedir.
Üyeleri Hakim ve Savcılar, Yüksek Kurulunca seçilir. Üyelik süresi 4 yıldır. .
BORCUN İFASI VE İFA EDİLMEMESİ
BORCUN İFASI: ifa, borç ilişkisinin konusu olan edimin borçlu tarafından alacaklı ya karşı yerine getirilmesi ve böylece bir borcun sona erdirilmesidir. ifa, borç ilişkisinin gayesidir.
İFA YERİ: Borcun ifa edilmesi gereken yerdir. Taraflarca tespit edilebilece¬ği gibi kanundan da doğar.
Borçlar kanununa göre ifa yeri şu şekillerde tayin edilmektedir:
-Para borçlarında; alacaklının ikametgahının bulunduğu yer
-Belli bir şeyin teslimi borçlarında; sözleşme yapılırken, o şeyin bulundu¬ğu yer,
- Diğer borçlarda (yapmak, yapmamak gibi); borçlunun ikametgahında ifa olunur.
İFA ZAMANI: Borcun ifa edilmesi gereken andır. Bu ana, “muacceliyet” denir. Bu anın gelmesiyle borç “muaccel borç” alacak “muaccel alacak” halini alır.
BORCUN İFA EDİLMEMESİ:Borçlunun üstlenmemiş olduğu edimi hiç veya gereği gibi yerine getirmemesidir ki, bu da iki şekilde ortaya çıkar:
1. Borçlu, her şeyden önce edim kendi kusuruyla imkansızlaşmış olduğu için ifada bulunamaz. (Kusurlu imkansızlık)
2. Edimin,ifasının mümkün olmasına rağmen, borçlunun borcunu zamanın¬ da ifa etmemesi (Borçlunun temerrüdü)
BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ:. Halen ifası mümkün olan muaccel bir bor¬cun alacaklının ihtarına rağmen borçlu tarafından zamanında ifa edilmemesi yani borcun ifasında gecikilmiş olmasıdır.
ŞARTLARI: Borçlunun temerrüdünün söz konusu olabilmesi için başlıca iki şartın gerçekleşmiş bulunması gerekir: Bu şartlarda!} biri “borcun muaccel olma¬sı”, diğeri ise “ihtardır.
TEMERRÜDÜN SONUÇLARI: iki ana grupta toplanır:
A) Genel sonuçlar: Tazminat ve kazadan dolayı sorumluluk
B) Özel sonuçlar: Temerrüt Faizi, mehil, sözleşmeyi feshetme.
HAKKIN KAZANILMASI VE İYİ NİYET
HAKKIN KAZANILMASINDA İYİ NİYETİN ROLÜ
Subjektif Hüsnüniyet: Bir hak kazanılırken hakkın kazanılmasına engel olan bir hususun varlığı veya kazanma için gerekli olan bir unsurun yokluğu hakkında şahısta mevcut mazur görülebilen bir bilgisizlik veya yanlış bir bilgidir. Subjektif hüsnüniyet hakkın kazanılmasında ortaya çıkar. Subjektif hüsnüniyet aile hukuku, borçlar hukuku, eşya hukuku ve miras hukukunda görülür.
Eşya Hukukundaki Subjektif Hüsnüniyet:
Kitap, otomobil, hayvanlar, saat, halı, mobilya, kömür, elektrik, hava gazi, doğal gaz menkul maldır. Menkuller üzerindeki mülkiyet hakkı¬nın subjektif hüsnüniyet sayesinde kazanılıp kazanılamayacağı o menkul eşyanın sahibinin elinden çıkış şekline göre belirlenir.
Sahibinin Elinden İsteği Olmadan Çıkan Menkullerde; Sahibinin elinden isteği olmadan çıkan eşya çalınmış, kaybedilmiş, gasp olunmuş (zorla alınmış) eşyadır. Bu tür menkuller üzerinde subjektif hüsnüniyetle mülkiyet hakkı kazanılamaz. Örneğin; Ahmet’in sınıfta unuttuğu kitabı Mehmet bulsa ve bulduğu bu kitabı Murat’a satsa, Murat bu kitabın mülkiyetini kazanamaz. çünkü kitap sahibi Ahmet’in rızası olmadan elinden çıkmıştır.
Fakat para ve hamiline yazılı senetler sahibinin elinden isteği olmadan çıkmış olsa bile subjektif hüsnüniyetli 3. şahıslar bunların mülkiyetini kazanırlar.
Eğer subjektif hüsnüniyetli 3. şahıslar, sahibinin elinden isteği olma¬dan çıkmış olan malları aleni bir arttırmadan veya pazardan ya da bu tür eşyaların alındığı bir yerden almışsa bu halde eşya üzerindeki mülkiyet hakkını yine iyi niyetli şahıs kazanamaz. Ancak eşyanın ilk sahibi iyi niyetli şahsın ödediği parayı kendisine vererek malını geri isteyebilir. Buna bedel mukabili iade (bedel karşılığı geri verme) denir.
Gayrimenkuller Üzerindeki Mülkiyet Hakkının Kazanılması:
1. Arazi, 2. Tapu Siciline Daimi ve Müstakil Olmak Üzere Kaydedilen Haklar, 3. Madenler, 4. Tamamlanmış yapıların bağımsız bölümleri gayrimenkul sayılır. Gayrimenkul üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hakkın kazanılması tapu siciline tescil ile mümkündür. Tapu sicili resmi sicildir. Tapu sicilindeki kayıtların doğru olduğu hakkında xxx bir karine mevcuttur. Gayrimenkul üzerindeki ayni haklar subjektif hüsnü¬niyetle kazanılabilir.
Subjektif Hüsnüniyetin Mahiyeti: Medeni Kanunumuz herkesin subjektif hüsnüniyetli olduğunu kabul etmiştir. Burada subjektifhüsnüniyet karine özelliği kazanmıştır.
Karine: Mevcut ve bilinen olgulardan bilinmeyen sonuçlar çıkar¬maktır. Karinelerin en önemli fonksiyonu iddiasını bir karİneye dayandıran kimseyi ispat külfetinden kurtarmasıdır.
HAKKIN KAYBEDİLMESİ;
Bir hakkın sahibinden ayrılması, onun elinden çıkması demektir.
Hak, ya bir hukuki olay (Örneğin; hak düşürücü süre, ölüm), ya bir hukuki fiil (Örneğin; Terk) ya da bir hukuki muamele (Örneğin; otomobilin satılması yoluyla devir edilmesi) ile kaybedilir.
Hukuki Fiiller Sonucu Hakkın Kaybına Örnekler; Bir kimse eskimiş olan ayakkabısını çöplüğe atarsa yada bakmaktan usandığı kedisini sokağa bırakırsa üzerindeki mülkiyet hakkını kaybetmiş olur. Buna terk denir. Murisini öldüren mirasçı miras alamaz. Buna mirastan mahrumiyet
denir. Eşlerden biri zina yaparsa diğerine boşanma davası açma hakkı vardır. Fakat dava hakkına sahip eş diğerini affederse bu hakkını kaybeder.
HAKKIN KULLANILMASINDA İYİ NİYETİN ROLÜ
Medeni Kanunun 2. maddesi gereği herkes haklarını kullanmakla ve borçlarını ifada iyi niyet kurallarına uymakla yükümlüdür. Bu kurala objektif hüsnüniyet=objektif iyi niyet=dürüstlük kuralı denmektedir.
Emprevizyon Nazariyesi = Öngörülmezlik Teorisi; Bir sözleşme yapılmışsa bu sözleşmenin gerekleri yerine getirilmelidir. Buna ahde vefa = söze bağlılık ilkesi denir. Fakat bazen olağanüstü şartlar ortaya çıkar ve borçlunun edimini yerine getirmesi onun mahvolmasına sebep olur. Hakim borçlunun talebiyle sözleşmeyi değiştirebilir yada tamamen feshedebilir. Buna Emprevizyon Nazariyesi = Öngörülmezlik Teorisi denir.
HAKKIN KORUNMASI:
Hak, Devlet eliyle yada sahibi eliyle korunabilir. Bizzat ihkakı hak yasaktır.
Hakkın Devlet Eliyle Korunması: Hak sahibinin dava açması demektir. Bir kimsenin hakkının korunması veya elde edilmesi için devletin hareket geçmesini istemesine dava denir. Bir şahsın hakkını elde etmek veya hakkına saygı gösterilmesini sağlamak üzere karşısındaki şahsa yönelttiği isteme talep hakkı denir. Talep hakkı sözlü yada yazılı kullanılabilir. Telefon, mektup, noter, telgraf gibi vasıtalar da kullanılabilir talep hakkı için.
Hakkın Sahibi Eliyle Korunması: Üç şekilde gerçekleşir;
1. Meşru Müdafa,
2. Zaruret Hali,
3. Kuvvet Kullanma (Bizzat İhkakı Hak)
1. Meşru Müdafa: Bir kimsenin kendi şahsına veya malına ya da başka bir kimsenin şahsına yada malına karşı yapılan hukuka aykırı ve halen devam eden bir saldırıyı defetmek için yaptığı ölçülü ve uygun savunmadır. Meşru müdafaa halinde tazminat ödenmez.
ÖZET: Bir hakkın bir şahsa bağlanması ya hukuki olay veya hukuki fiil yahut da hukuki muamele yol¬larıyla gerçekleşir. Haklar biri “aslen”, diğeri “devren”olmak üzere başlıca iki türlü kazanılır.
Bir hakkın aslen kazanılması demek, bir kimsenin o zamana kadar hiç kimseye ait olmayan bir hakkı kendi fiiliyle elde etmesi demektir. Bir hak¬kın devren kazanılması ise, bir kimsenin o hakkı o zamana kadar sahibi bulunan şahıstan elde etmesi demektir.
Hakkın kazanılmasında “sübjektif-hüsnüniyetin” (iyiniyetin) de rolü var¬dır. Sübjektif hüsnüniyet, bir hak kazınılırken hakkın kazanılmasına en¬gel olan bir hususun varlığı veya kazanma için gerekli bir unsurun yoklu¬ğu hakkında şahısta mevcut, mazur görülebilen bir bilgisizlik veya yanlış bir bilgidir. Hakkın kaybedilmesi, bir hakkın sahibinden ayrılması, onun elinden çık¬ması demektir. Hakkın kazanılmasında olduğu gibi, kaybedilmesinde de hukuki olaylar, hukuki fiiller ve hukuki muameleler rol oynar.
Bir hakka sahip bulunan kimse, bu hakkını nasıl kullanacaktır? Anayasa¬mız ve Medeni Kanunumuz bu konuda özel hükümler koymuşlardır. An¬cak, bir hakkın nasıl kullanılması gerektiği yolunda Medeni Kanunumuz genel bir kural getirmiştir ki, bu kurala “objektif hüsniniyet” veya “dürüst¬lük kuralı” diyoruz. .
Objektif hüsnüniyet (iyiniyet) kuralı, bir hak sahibinin hakkını kullanırken’ veya bir borçlunun borcunu yerine getirirken iyi ve doğru hareket etmesi, yani dürüst, namuslu, aklı başında,davranışının sonucunu bilen, orta zekalı her insanın benzer olaylarda takip edecek olduğu yolda hareket et¬mesi demektir. Bir hak, sahibi tarafından iyiye kullanıldığı sürece hukuk düzeni tarafından korunur. Hak sahibi hakkını kötüye kullanırsa, hukuk düzeni onu korumaz. ¬
Hakkın kötüye kullanılması demek, bir hakkın objektif hüsnüniyet kural¬larına apaçık derecede aykırı surette ve özellikle amacı dışında kullanıl¬mış olması ve bundan da başkalarının zarar görmüş veya zarar görme tehlikesiyle karşılaşmış bulunmaları demektir.
Hakkın korunması modern hukuk sistemlerinde devlet eliyle olmaktadır. Hak sahibi hakkının devlet eliyle korunması için dava açar. istisnai ola¬rak haklar bazen bizzat sahipleri tarafından da korunur. Örneğin meşru müdafaa ve zaruret halinde durum böyledir.
Hakkın korunmasında ispat sorunu da önem arzeder. Acaba bir davada iddiaları kim ispat edecektir? Buna “ispat yükü” denir. Medeni Kanunu¬muz aksi belirtilmedikçe taraflardan her birinin kendi iddiasını ispatla yü¬kümlü olduğunu belirtmiştir Ancak, iddiasını kanuni bir karineye dayan¬dıran kişiler yükünden kurtulur.
Hakkın Tanımı ve Türleri
Hakkın ne anlama geldiğini saptayabilmek ve tanımını yapabilmek
• Hak, hukuk düzeni tarafından kişilere tanınmış olan yetkilerdir. Her hak mutlaka bir hukuk kuralına dayandığı gibi, her hakkın mutlaka bir sahibi de vardır; sahipsiz hak olmaz. Hakkın türlerini ve bunlar arasındaki farklılıkları kavrayabilmek, hangi haklara sahip olduğumuzu ve bunları kimlere karşı ne şekilde ileri sürebileceğimizi
saptayabilmek ve bunlara örnekler türetebilmek.
• Haklar, doğdukları hukuk kuralına göre “kamu hakları” ve “özel haklar” şeklinde bir ayırıma uğrarlar. Kamu hakları, kamu hukukundan doğan haklardır. Kamu haklarını kendi aralarında “kişisel haklar”, “sosyal ve ekonomik haklar” ve “siyasi haklar” olmak üzere üçe ayırırız. Özel haklar ise, özel hukuktan doğan haklar olup, mahiyetlerine, konularına, kullanılmalarına ve nihayet amaçlarına göre çeşitli türlere ayrılırlar. Bunlar içinde en önemli ayırım “mutlak haklar” “nisbi haklar” ayırımıdır. Mutlak haklar, herkese karşı ileri sürülebildikleri halde, nisbi haklar ancak belli bir kişiye veya kişilere karşı ileri sürülebilirler.
HAKKIN TANIMI VE TÜRLERİ
¬HAKKIN TANIMI VE TÜRLERİ
Hak; Hukuk düzeni tarafından şahıslara tanınmış yetkilerdir. Hakkın mahiyetini açıklamak için ortaya atılmış görüşler;
1. İrade Teorisi
2. Menfaat Teorisi
3. Hürriyet Teorisi
4. Karma Teori
I. KAMU HAKLARI (TEMEL HAKLAR)
A. Kişisel Haklar
B. Sosyal ve Ekonomik Haklar
C. Siyası Haklar
2. ÖZEL HAKLAR (MEDENİ HAKLAR)
A. Mahiyetlerine göre;
a. Mutlak Haklar
b. Nisbi Haklar
B. Konularına Göre;
a. Mamelek (Malvarlığı Hakları).
b. Şah,ıs Varlığı Hakları
C. Kullanımlarına göre;
a. Devredilebilen Haklar
b. Devredilemeyen Haklar
D. Gayelerine Göre;
a. Yenilik Doğuran Haklar
b. Alelade Haklar
KAMU HAKLARI (TEMEL HAKLAR): Şahıslarla devlet arasındaki ilişkiden yani kamu hukukundan doğan haklardır.
A. Kişisel Haklar; Kişilerin maddi ve manevi varlığıyla ilgili olan haklardır. Örneğin; Kişi dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, din ve vicdan hürriyeti,düşünce hürriyeti, haberleşme hürriyeti, konut dokunul¬mazlığı, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı gibi.
B. Sosyal ve Ekonomik Haklar; Kişilerin sosyal ve ekonomik Faaliyetleri ile ilgili haklardır. Örneğin; Eğitim ve öğrenim hakkı, çalışma hakkı, dinlenme hakkı, grev ve lokavt hakkı, konut hakkı, sosyal güvenlik hakkı.
C.Siyasi Haklar; Devlet yönetimine ve siyasi kuruluşlara katılmaya yönelik haklardır. Örneğin; Seçme ve seçilme hakkı, dilekçe hakkı, siyasi parti kurma hakkı, vatandaşlık hakkı. .
Geçit Hakkı, Bir başkasının sahip olduğu gayrimenkul den geçme hakkı.
Üst Hakkı, Bir başkasının sahip olduğu gayrimenkul de inşaat yapma hakkı.
Sınırlı ayni haklar tasarruf yetkisi vermez. Kullanma yada yararlanma
yetkileri verir.
Gayrimenkul mükellefiyeti; Bir gayrimenkul malikinin bu malı dola¬yısıyla başkası lehine bir şey yapmaya veya vermeye mecbur kalmasıdır.
Rehin Hakkı; Sahibine, alacağını alamadığı takdirde borçluya ait malı sattırarak paraya çevirtmek suretiyle alacağını tahsil etme yetkisi verir. Rehin hakkı ikiye ayrılır;
1. Menkul Rehni: Menkul mallar üzerinde kurulur.
2. Gayrimenkul Rehni; İpotek, ipotekli borç senedi ve irat senedi olmak üzere üç türü vardır.
Gayrimaddi Mallar Üzerindeki Haklar;
Gayrimaddi mallar üzerinde sahiplerine tanınmış olan mutlak haklara fikri haklar denir.
Hikaye, roman, şiir,
İhtira sahibinin ya da mirasçılarının belli bir süre ile bu haktan yararlanmasına ihtira hakkı denir.
Gayrımaddi mallar arasında markalar da vardır. Örneğin; Grundig, Turyağ, Piyale….
Şahıslar Üzerindeki Mutlak Haklar;
İkiye ayrılır;
1. Kendi şahsı üzerindeki mutlak haklar; Buna şahsiyet hakkı denir,
2. Başkalarının şahsı üzerindeki mutlak haklar. Örneğin; Velayet hakkı, vesayet hakkı.
b. Nisbi Haklar; Herkese değil sadece belirli kişilere karşı ileri sürülebilen haklardır. Nisbi haklar borç ilişkisinden doğar. Alacaklı ve borçlu arasında ileri sürülebilen haklardır. Borç ilişkisi iki kişi arasında var olan ve taraflardan birinin diğerine karşı bir şey vermek, yapmak, ya da yapmamakla yükümlü kılan ilişkidir.
Borç üç kaynaktan doğar;
1. Hukuki İşlemler (Muameleler),
2. Haksız Fiiller,
3. Sebepsiz Zenginleşme.
ÖZET:
Hak, hukuk düzeni tarafından şahıslara tanınmış olan yetkilerdir. Her hak mutlaka bir hukuk kuralına dayandığı gibi her hakkın mutlaka bir sa¬hibi de vardır, sahipsiz hak olmaz. Haklar, doğdukları hukuk kurallarına göre “kamu hakları” ve “özel haklar” şeklinde bir ayırıma uğrarlar.
Kamu hakları, kamu hukukundan doğan haklardır. Kamu haklarını kendi aralarında “kişisel haklar”, “sosyal ve ekonomik haklar” ve “siyasi haklar” olmak üzere üçe ayırırız.
Özel haklar ise, özel hukuktan doğan haklar olup, mahiyetlerine, konula¬rına, kullanılmalarına ve nihayet gayelerine göre çeşitli türlere ayrılırlar. Bunlar içinde en önemli ayırım :mutlak haklar” “nisbi haklar” ayırımıdır.
Mutlak haklar, herkese karşı ileri sürülebildikleri halde, nisbi haklar ancak belli bir şahsa veya şahıslara karşı ileri sürülebilirler.
HISIMLIK VE iKAMETGAH
HISIMLlK: Hısımlık, hakiki şahıslar arasında kan ve akdi bir bağ dolayısıyla meydana gelen yakınlık ilişkisidir.
TÜRLERİ: İki grupta toplanmaktadır.
a. Kan Hısımlığı: Bir kimse ile onun kendilerine kan bağıyla bağıl bulundu¬ğu kimseler arasındaki hısımlıktır. İkiye ayrılır:
A) USUL – FÜRU Hısımlığı: Birbirlerinin sulbünden veya sadrından gelen, yani birbirlerinden türeyen,şahıslar arasındaki hısımlıktır. Bu tür hısımlığa “düz çiz¬gi hısımlığıda denir.
B) Civar Hısımlığı: Birbirinin sulbünden gelmeyip de ortak bir sulbden ge¬lenler arasındaki hısımlıktır.
Kan hısımlığının derecesi nesillerin adedi ile belli olur.
b. Akdi Hısımlık: Kan bağından doğmayıp da bir sözleşmeden ileri gelen hısımlıktır. iki grupta incelenir:¬
A) Sıhri Hısımlık: Evlenme akdi dolayısıyla meydana gelen hısımlıktır. Ka¬rının anası, babası, kardeşleri, kardeş çocukları; büyük ana ve babaları ile kocas sıhri hısımdır. Bu Hısımlığa; kayın hısımlığı da denir.
B) Suni Hısımlılık: Evlat edinme akdi dolayısıyla meydana gelen hısımlık¬tır.
İKAMETGAH:
Şahısların, ülkenin belli bir yerinde oturduğu ve iş ilişkilerinin toplandığı yer ikametgahları olmaktadır.
TÜRLERİ: İkametgahın üç türü vardır.
a. iradi ikametgah: Bir kimsenin kendi isteği ile seçebileceği ikametgahtır. Bir yerin ikametgah sayılabilmesi için, her şeyden önce şahsın o yerde oturması ve ayrıca bunun yerleşme niyetiyle olması gerekir.
b. itibari İkametgah: iradi bir ikametgahı bulunmayan şahıslar hakkında söz konusu olur.
c. Kanuni ikametgah: Bazı şahıslar hakkında bizzat kanunun tayin ettiği ikametgahtır. Kanuni ikametgahı olan şahıslar evli kadınlar, küçükler ve vesayet altındakilerdir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
ANAYASA YARGISI VE İDARİ YARGI
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
AÖF ADALET ÖNLİSANS BÖLÜMÜ :: DERSLERİMİZ VE DÖKÜMANLARI :: Hukuka Giriş-
Buraya geçin: